2. Özgür Yazılım Konferansı’nda verdiğim e-imza semineri
21 June 08, Saturday @ 12:41
Dün (20 Haziran Cuma) 2. Özgür Yazılım Konferansı‘nda Türkiye’de E-imza konulu bir sunum yaptım. Bir önceki sunucuya benim süremin de tamamını kullanarak sunum yaptığı ve sunumunu konuşması hiç bitmeyecekmiş gibi yaptığı için buradan teşekkür (!) ediyorum. Zaten sunumun günün son sunumu olması ve konferansın geneliyle birebir ilişkili bir konu olmaması sebebiyle beklediğim üzere salon tıklım tıklım dolu değildi. Ben de konuyla ilgili ve beni dikkatle dinleyen 15 kişiyi, ilgisiz ve uyuklayan 100 kişiye tercih ederim.
Uzun lafın kısası sunum dosyama buradan erişebilirsiniz. Ancak incelediğinizde sunum dosyasının çok da detaylı olmadığını fark edeceksiniz. Sunum dosyasında temel başlıklar var, ancak ben sunumu yaparken bu temel başlıkları kullanarak sezar şifresinden, 70lerdeki anahtar değişimine, biometrik verilerin değerliliğinden, Aralık ayında yapılan ISC Konferansı ‘na kadar pek çok detaya değindim, keşke gelseydiniz sunumuma
Bir sonraki sunumum nerde ve ne zaman olur bilmiyorum ama bana böyle bir sunum yapma olanağı sağladığı için şirketim Portakal‘a ve Bora Hoca‘ya teşekkürü bir borç biliyorum.
Herkese e-imza’lı günler :-))
Tags:
Genel
Crypto
,
Comments:
0 (
Add your comment )
DOSBox ile eski günlere dönün
03 June 08, Tuesday @ 16:01
Hazır Indiana Jones filmi de sinemalara gelmişken eski dos oyunlarını ( sanki yeni dos oyunu mu var :-p ) yad etmenin tam zamanı. Hem de linux yüklü bilgisayarımız ile.
Dosbox modern bilgisayarınızı ekran kartı, ses kartı, fare, joystick gibi tüm donanımların tümüne sahip bir Intel x86 PC olarak çalıştırmanızı sağlayan bir emülatör. İşletim sisteminiz ister windows xp veya vista, ister linux, ister freebsd olsun. Bu sayede bilgisayarınızda MS-DOS uyumlu uygulamaları rahatlıkla çalıştırabiliyorsunuz. Tabii ki biz oyunlarla ilgileniyoruz şu an için :-))
Pekala nereden ulaşacaksınız dosbox'a ? Buraya tıklayarak DOSBox'ın sitesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca buradan DOSBox'ın wikisine ulaşabilirsiniz. Ayrıca DOSBox ile uğraşmaya başladığımda bana yardımcı olan DOSBox'ı nasıl kullanacağımızı anlatan bu wiki sayfası bana çok yardımcı oldu.
Pardus kullanıcısıyım ve 2007.3 sürümünde DOSBox zaten kurulu olarak

gelmişti. DOSBox'ın pardusunuzda kurulu olup olmadığını konsolda" pisi sr dosbox" komutu yazarak öğrenebilirsiniz. Eğer kurulu değilse "su -" komutu ile root olup daha sonra "pisi it dosbox" yazarak DOSBox paketini kurabilirsiniz.
Diğer işletim sistemleri için DOSBox'ın sayfasındaki "Downloads " bölümünde gerekli bilgiye ve paketlere ulaşabilirsiniz.
Pekala DOSBox'ı başarıyla kurduk ama oyunlar nerdeee ?Oyunlara için önerebileceğim bir site abandonia.com . Elbette siz bu sitelerin örnekleri google amca 'dan yardım alarak artırabilirsiniz.
Abandonia'da kategorilere ayrılmış yüzlerce oyun bulabilirsiniz. Çoğu oyun "Abandonware" olarak tabir edilen üzerinde telif hakkı bulunmayan ve/veya şu an satılmayan oyunlar. Dolayısıyla çoğu oyunu ücretsiz indirebiliyorsunuz. Ancak bazıları "The ESA protected" olarak geçiyor, bu oyunlara indirememek bazen insanı çok üzüyor. Mesela sitede görünce aklıma gelen ve eskiden çok severek oynadığım "Caesar II"'yi indiremediğimi gördüm :-(

Madem "Caesar II"'yi indiremiyoruz o zaman "Indiana Jones and the Last Crusade" adlı bulmaca çözmeli bol maceralı :-) Indiana Jones oyununu indirip kuralım.
Oyunu bilgisayarımıza indirdikten sonra, dosyayı açıyoruz. Konsoldan ilgili dizine giriyoruz ve "dosbox INDY256.EXE" komutunu veriyoruz. Küçük ekranda "Indiana Jones" oyunumuz açılıyor, hem de müzikli :-) Eğer tam ekranda çalıştırmak istersek "dosbox INDY256.EXE -fullscreen" komutunu veriyoruz. Ayrıca buradan dosbox komutunun kullanımına erişebilirsiniz.
Solda oyunun ekran görüntülerini görebilirsiniz.
Herkese iyi eğlenceler...
Tags:
Genel
Pardus
,
Comments:
0 (
Add your comment )
TPM ve Volume Encryption
22 May 08, Thursday @ 12:45
Dizüstü bilgisayarınız kaybolursa bulan kişinin içindeki bilgilere erişmesini engellemek için kullanabileceğiniz bir program Bitlocker. Peki bunu nasıl yapıyor, hangi aşamada ne amaçla TPM (Trusted Platform Module) kullanıyor ?
Öncelikle kısaca TPM'den bahsedelim. TPM anakart üzerinde bulunan "Trusted Computing" uygulamaları için kullanılan küçük bir çip.Asimetrik şifreleme, rasgele sayı üretimi, özet değeri hesaplama (SHA-1) TPM'in yapabildikleri arasında. TPM içinde geçici (volatile) ve geçici olmayan (non-volatile) olmak üzere 2 çeşit hafıza bulunuyor. Geçici olmayan hafızada EK (Endorsement Key), SRK (Storage Root Key) ve EK ve SRK kullanımı için tanımlama bilgisi bulunuyor. Geçici hafızada ise kullanılacak anahtarın yükleneceği yer olan anahtar bölümleri (key slots), sistem durumunun ölçüm sonuç değerlerinin tutulduğu PCR (Platform Configuration Registers) bulunuyor.
TPM ve PCR'lara veri kaydetme özelliği kullanarak sistemin istediğimiz durumda olup olmadığını kontrol ederek belli bilgileri şifreleyerek saklayabiliriz ki buna SEAL deniyor. Örneğin herhangi bir anda çalışan bir kodun özet (hash; algoritma SHA-1) değerini istediğimiz bir PCR'a yazıyoruz. Daha sonra seçtiğimiz bir anahtar ve PCR değeri ile bir dosyayı şifreliyoruz (tabiri cayizse SEAL ediyoruz). Daha sonra bu dosyaya erişmek istediğimizde TPM ilgili PCR'daki değeri kontrol edecek ve dosyayı şifrelediğimiz zamankiyle aynı ise dosyayı deşifre edecektir. Buradaki amaç dosyayı bilgisayarın güvenli olduğunu bildiğimiz bir durumda şifrelemek ve ancak bu durumda iken deşifre edilip kullanılmasını sağlamak.
Bu noktada biraz da TPM'deki anahtar hiyerarşisinden bahsetmek istiyorum. TPM üretildiğinde içinde üreten firma tarafından konmuş 2048 bitlik bir RSA anahtarı (açık (public) ve özel (private) kısımları) bulunuyor ve EK (Endorsement Key) olarak adlandırılıyor. Biz TPM'i kullanmaya başladığımızda Take Ownership komutunu veriyoruz ve SRK (Storage Root Key) ve SRK'ya erişmek için bir şifre oluşturuyoruz. SRK'nın özel kısmı, EK'nın açık kısmı ile şifreleniyor ve hafızada saklanıyor. Daha sonra gerektiğinde şifrelenmiş SRK, TPM'e yükleniyor. Burada EK'nın özel kısmı ile deşifre ediliyor. EK ve SRK'yı veri şifrelemek yerine kullanacağımız anahtarları şifrelemek için kullanıyoruz. Her anahtarın gizli kısmı, bir üstündeki (parent) anahtarın açık kısmı ile şifreleniyor, böylece bir anahtar ağacı oluşturuluoyr ve bu ağaç hafızada saklanıyor.
Burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz döküman bu yapıyı anlamanıza yardımcı olacaktır.
Pekala tüm bunların bilgisayarımızın hafızasını şifrelememiz ile ne ilgisi var ?
Bilgisayarımızın hafızasını şifrelerken kullandığımız anahtarların güvenliğini ve bilgisayarımızın güvenilir durumda olup olmadığının kontrolünü yaparken TPM'den faydalanacağız. Burada örnek olarak Bitlocker programının kullandığı yapıyı temel alacağım.
Bitlocker öncelikle simetrik bir anahtar ve AES + Elephant Diffuser algoritmasını kullanarak tüm hafızayı şifreliyor ve bu anahtarı FVEK (Full Volume Encryption Key) olarak adlandırıyor. Daha sonra bu anahtarı VMK (Volume Master Key)olarak adlandırdığı başka bir anahtar ile şifreliyor.Son olarak VMK'yı boot esnasında ROM'daki bilgilerin özet değerinin kayıtlı olduğu PCR değerini kullanarak SEAL ediyor. VMK'nın şifrelenmiş halini boot bölümünde saklıyor. Dolayısıyla bilgisayar açılırken boot bölümünü okuyor, gerekli ölçümleri yapıp PCR'a kaydediyor. Eğer kaydedilen PCR değeri ve VMK'nın şifrelendiği andaki PCR değeri aynı ise VMK'yı deşifre (UNSEAL) ediyor. VMK kullanılarak FVEK deşifre edliyor ve FVEK ile de tüm hafıza deşifre ediliyor.
Ancak Microsoft kullanıcıları bu yöntemi donanım ataklarına karşı dayanıksız olduğunu düşünüyor ve usb ya da pin gibi diğer güvenlik önlemlerinin alınmasının gerekli olduğunu savunuyor. Elbette her yöntemin iyi olduğu kadar kötü yönleri de var. TPM kullanmak yazılım ataklarına karşı savunma sağlarken, sistemi daha güvenli hale getirmek için kullanacağımız usb'nin ise kaybolma riski sistemi hatta belki de şirketi tehlikeye atabilir.
Ayrıca google amca da bize bu konuda bir çok faydalı pdf ve sunum dosyası sonucu getiriyor :-)
Tags:
Genel
Crypto
,
Comments:
0 (
Add your comment )
Donanma Komutanlığı Malzeme Sergisi Ankara'da
01 May 08, Thursday @ 17:48
Türkiye'de üniversite sanayi işbirliğini artıracak bir sergi olan ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan yedek/ onarım malzemeleri içerisindeki yerli malzeme oranını artırmak, yurt dışından tedarik edilen malzemelerin yerli sanayi imkanları ile üretilebilirliğini tespit etmek, yurt içinden temin edilen malzemeler içerisinde rekabet ortamı yaratmak ve alternatif üretici firmaları tespit etmek maksadıyla düzenlenen "Donanma Komutanlığı Malzeme Sergisi”'nin 6’ncısı; 07–20 Mayıs 2008 tarihleri arasında OSTİM Organize Sanayi Bölgesi/ Ankara’da ziyarete açık olacak.
Ostim Yönetim kurulu başkanı Orhan Aydın'ın açıklamasına göre "aralarında makine, elektrik, elektronik, silah sistemleri yedek parçaları, filtreler, rulmanlar, yataklar, elektronik kartlar, güç kaynakları, elektronik bileşenler, lambalar vb.. olmak üzere yaklaşık 2.000 kalem malzeme; alınacak miktar ve fiyatlarıyla birlikte sergileneceği" bu sergi tüm sanayicileri ve öğretim üyelerini buluşturmayı hedefliyor.
Tags:
Genel
,
Comments:
0 (
Add your comment )
Bankaların Güvenlik Uygulamaları
27 March 08, Thursday @ 12:28
Gün geçtikçe gelişen teknoloji hayatımızı kolaylaştırmakla birlikte bizi tehlikelere daha açık hale getiriyor. İnternet bankacılığının yaygınlaşması; faturalarımızı yerimizden kalkmadan yatırabilmemizi sağlarken, oluşabilecek güvenlik açıkları ise bizleri paraları başka hesaplara havale edilecek hedefler haline getirebiliyor. Bu tarz tehlikelerden korunmak için biz kullanıcıların uyanık olması (e-posta adresinize gelen sahte bir mesajdaki internet sitesine girip tüm kişisel bilgilerinizi girmenizi engellemek için bankanın da elinden sizi uyarmaktan başka bir şey gelmeyecektir) gerekiyor. Elbette bankaların da bu tarz tehlikelere karşı aldığı bazı önlemler var. Peki bunlar neler ve ne kadar işe yarıyorlar ?
Herhangi bir güvenlik sistemine giriş yapmayı deneyen bir kullanıcıyı doğrulayabilmek için temelde aşağıdaki metotlar kullanılır:
- Ne biliyorum ? (şifreler, parolalar, kişisel bilgiler vs.)
- Neye sahibim ? (tek kullanım şifre üreteci, cep telefonu vs.)
- Kimim ? (parmak izi, yüz okuma gibi biyometrik ölçümler)
Ayrıca bunlara ek olarak kullanıcının nereden ve ne zaman girdiği de kontrol edilebilinir.
Peki bankalar bu yöntemlerden hangilerini, nasıl kullanıyor ?
Bankaların güvenliği temelde kullanıcıların ne bildiğine dayanıyor. Bir kullanıcı kişisel bilgilerini (müşteri numarası, adı, soyadı vs.) ve parolalarını kullanarak internet bankacılığına giriş yapabilir. Ancak zamanla çoğalan sahte e-postalar (phishing), zararlı yazılımlar (key logger, screen logger vs.) bir kullanıcıyı sadece bildiği bir şeye göre doğrulamanın çok da güvenli olmadığını ortaya çıkardı. Her ne kadar bankalar sürekli uyarıcı e-postalar yollasalar da, veya internet sayfalarında uyarılar yayınlasalar da bir anlık dikkatsizlik (veya banka hesabımızın kapanacağını öğrendiğimizde oluşan panik) kişisel bilgilerimizin kolaylıkla yanlış ellere geçmesine sebep olabilir.
Sahte e-postaların ve kötü amaçlı yazılımların yaygınlaşması bankaların da internet şubeleri için ek güvenlik önlemleri almalarını zorunlu hale getirdi. Güvenliği kullanıcının bildiği bilginin yanında, sadece kullanıcının sahip olduğu bir şey (çok da düşünmeye gerek yok kimin cep telefonu yok ki bu devirde) ile artırmayı hedeflediler. Bankanızdan alabileceğiniz tek kullanımlık bir şifre cihazı ile her internet şubesine girmeyi denediğinizde ürettiğiniz tek kullanımlık şifreyi kullanarak sizin gerçekten siz olduğunuzu ispatlayabilirsiniz. Gelişmiş cep telefonlarına kurabileceğiniz java uygulaması ile cep telefonunuzu da tek kullanımlık şifre cihazı olarak kullanmanız mümkün. Tek kullanımlık şifre üreteci kullanmıyorsanız da bankanız sizi bu yöntemi bir şekilde kullanmaya zorunlu hale getirebiliyor. Örneğin havale yapacağınız zaman sistemde kayıtlı olan cep telefonu numaranıza gönderilen tek kullanımlık şifre bu uygulamaya bir örnek.
Sistemin güvenliğini sağlamak için cep telefonuna olan güvenin bir üst seviyesi ise son zamanlarda iyice yaygınlaşan mobil imza uygulaması. Kanunlarda ıslak imza ile eş değer olan bu uygulama ile yaptığınız her işlemi, kanun karşısında inkar edemeyeceğiniz şekilde, onaylamış oluyorsunuz. Aslında bu yöntem bana bankanın, herhangi bir olumsuzluk durumunda, yükü yasa karşısında kendi omuzlarından atma çabası gibi geliyor.
Tüm bunların yanı sıra güvenlik için kendi tanımlamalarınızı yapabilirsiniz. Girdiğiniz internet sitesinin doğru olduğunu anlamak için bir karşılama mesajı ya da bir resim seçebilirsiniz, para aktarımı için limitlerinizi belirleyebilirsiniz, internet sitesine bağlanacağınız saat veya ip aralıklarını belirleyebilirsiniz. Ayrıca bankaların kötü amaçlı yazılımlardan korunmak için sunduğu olanakları (keylogger tarzı programlara karşı koruma sağlayan küçük programlar,sanal klavye vs.) tarzı programlar kullanılabilinir. Tabii ki sürekli güncellediğiniz bir antivirüs, anti-spyware ve firewall programınız olmasının gerekliliğinden, özellikle Windows kullanıcısı iseniz ki daha büyük tehlikedesiniz, bahsetmiyorum bile.
Bankaların yaptığı tüm bu güvenlik uygulamalarına karşın, işin içinde her zamanki gibi en zayıf nokta insan unsuru, yani kullanıcının insan olması. Şifresini unutmamak için bir yere yazmak, kolay şifre seçmek, aceleyle yanlış bir siteye kişisel bilgilerini girmek, internet kafeden ya da yabancı bir bilgisayardan internet şubesine giriş yapmak yapılmaması gereken en temel hatalar.
NOT: Bankanızın güvenlik uygulamaları hakkında bilgiyi bankanızın internet sitesinde bulabilirsiniz. Yazımı yazarken T. İş Bankası ve Garanti Bankası‘nın güvenlik sayfalarında yer alan bilgilerden de faydalandım.
Tags:
Crypto
,
Comments:
0 (
Add your comment )
Diffie Hellman ve Java
08 February 08, Friday @ 17:07
Diffie Hellman anahtar anlaşma protokolü iki kişinin bir gizli anahtarı güvensiz bir kanal üzerinde nasıl paylaşabileceklerini göstermektedir. Anahtar değişimi yapacak iki taraf kriptografi camiasının ünlü isimleri Alice ve Bob olsun. Protokol kabaca aşağıdaki gibi ilerler:
Açık bilgiler: p ( büyük bir asal sayı, java uygulamasında 1023 basamaklı bir sayı kullanılmıştır. ) , g
Adımlar:
- Alice gizli tutacağı bir sayı seçer ( a ) ve g^a mod p değerini hesaplar ve bu değeri Bob’a yollar.
- Bob gizli tutacağı bir sayı seçer ( b ) ve g^b mod p değerini hesaplar ve bu değeri Alice’e yollar.
- Alice, Bob’dan gelen bilgiyi ( g^b mod p ) kullanarak , g^(a*b) mod p değerini hesaplar.
- Bob, Alice’den gelen bilgiyi ( g^a mod p ) kullanarak , g^(a*b) mod p değerini hesaplar.
- Gizli anahtar g^(a*b) mod p olarak belirlenmiştir.

Protokolün güvenliği ayrık logaritma ( umarım Türkçe’sini doğru yazmışımdır, ingilizcesi discrete logarithm ) problemine dayalı. Bu problem kabaca g^a mod p değerini bilerek a değerini bulmanın zorluğundan kaynaklanıyor. Diffie Hellman güvenliğini g^a mod p ve g^b mod p değerleri bilinerek g^(a*b) mod p değerinin elde edilmesinin de ayrık logaritma problemi ile aynı derecede olmasına dayandırıyor.
Diffie Hellman protokolü anahtar anlaşmasına güzel bir çözüm getirmiş olsa da, bu protokolü kullandığımızda kiminle iletişim kurduğumuza dair herhangi bir bilgi elde edemiyoruz. Bu sorun paylaşılan gizli bilgi ya da açık anahtar kriptografisi ve bir sertifika otoritesi kullanılarak çözülebilir. Açık anahtar kriptografisi kullanılırsa her iki taraf da gönderdiği g^(a*b) mod p değerini imzalayarak yollar. Ancak yine de protokolü başlatan tarafın kendini önce tanımlamasının zorunlu hale getirilmesi güvenliği artıracaktır.
Gelelim protokolün java uygulamalarına; bu sayfada protokolün Java 6 kütüphaneleri kullanılarak yazılmış bir örneğine erişebilirsiniz. Bu kodu -gen argümanı ile çalıştırırsanız p ve g değerlerini rastgele baştan üretiyor, kullanmazsanız tanımlanmış değerler kullanıyor p ve g için. -gen argümanı ile çalıştırmak çok uzun sürer diye bir uyarı çıkıyor ama standart bir masaüstü bir bilgisayarda 1 dakikayı geçmiyor. İşin güzel yanı ise protokolü doğal haliyle biraz daha ilerletmişler ve sonuna üretilen gizli anahtarın kullanıldığı bir DES uygulaması eklemişler. Ayrıca bu sayfada diğer protokoller ve çeşitli algoritmalar için Java 6 ile yazılmış kodlar da bulabilirsiniz.
Çeşitli Kaynaklar:
Java’da kullanabileceğiniz sınıflar ile ilgili bilgiye burada bulabilirsiniz.
Diffie Hellman üzerine Java uygulamaları geliştirmek için bu sayfaya göz atabilirsiniz. Diffie Hellman üzerine RSA firmasının bu konudaki sayfasını inceleyebilirsiniz. Diffie Hellman hakkında başka bir yazıyı bu sayfada bulabilirsiniz. Burada da konuyla ilgili bir makale var.
Not: Bu sitede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Bazı ülkelerde kriptografi kullanımı kısıtlandırılmış ya da yasaklanmış olabilir, bu kurallara uymak okuyucuların sorumluluğundadır.
Tags:
Crypto
,
Comments:
1 (
Add your comment )
Akademik Bilişim 2008
02 February 08, Saturday @ 02:27
Merhaba,
Portakal Teknoloji olarak Akademik Bilişim 2008‘deydik. Hergün birimizin sunumu, ve de eğitimlerle bu hafta Çanakkale’de geçti.
Ben, Mete ile hazırladığımız, Django Web Çatısı adlı çalışmayı sundum ve kısaca Django Web Çatısı hakkında bilgi verdim. Böyle bir konferanstaki ilk sunumumdu ve bana göre sunum materyalinin biraz sıkıcı olması dışında başarılı bir sunumdu. Sunuma sayfanın en altında ulaşabilirsiniz.
Salı günü sunumu, Mete hastalandığı için (hala hastaydı acil şifalar diliyorum), benim yapacağımı ve salı akşamı (evet aynı salı
) yola çıkacağımı öğrendim. Apar topar sunumu hazırladım, ardından bir gece yolculuğu ile güzel kentimiz Çanakkale’ye ulaştım. Sabah kayıt yaptırdım, ardından birinci kattaki bilgisayarları keşfettim. Hepsinde pardus kuruluydu şansıma :-p Hemen sunuma birkaç bişeyler daha ekledim son düzenlemeleri yaptım. Sunum yapacağım oturuma girdim. İkinci sunucu bendim. Erdem de saolsun bana destek olmak için yanımdaydı
Sunum sırası bana geldiinde flash diskimi bilgisayara taktım ve bir sürprizle karşılaştım. Flash diskimin ikinci bölümünü windows görmüyordu. Hemen Erdem‘in dizüstü pardusunda başka bir flash diske aktardık sunumu ve sunumu başarıyla tamamladım.
Sunumun sonunda Zangetsu‘nun kodlarını nerden bulabileceğimi sordu birisi ben de aklımda kaldığınca söyledim onu düzelteyim doğru adres http://svn.pardus.org.tr/projeler/zangetsu/ olacaktı
Sonradan o kişinin Hakan Uygun olduğunu öğrenecektim. Mutluyum tanıştığıma, ama unutma ki java çok bellek yiyor :-p
Ali Erdinç Köroğlu‘nun Linux Sunucuları adlı 2 saatlik seminere girdik, ama bu arada Erdem‘in Xen sunumunu da kaçırdığıma üzülmedim değil hani. Ardından çok tartışılan 5651 sayılı yasayı konu edinen bi oturuma girdik. Yasanın içerdikleri ve tartışma kafamda yasa hakkında bir fikir oluşmasını sağladı ve bu fikir hiç de olumlu değil şu an için.
Sadece bir gününe katılabilmiş olduğum için üzgünüm ama oldukça doyurucu bir gündü ve sunum yapan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, bu tarz konferansların artarak devam etmesini diliyorum.
İlgili:
Akademik Bilişim Konferansları
Django Web Çatısı Akademik Bilişim 2008′de yaptığım sunumun pdf versiyonu.
Tags:
Genel
,
Comments:
0 (
Add your comment )
Windows üstüne Pardus kurmak ve Hidden Partition
22 January 08, Tuesday @ 21:53
Şu an çoğu insanın düştüğü çelişkiye ben de Pardus kullanmaya başlamadan önce düştüm: Ya Pardus‘a alışamazsam, windowsa geri dönebilir miyim dedim. En kısa çözüm olarak windows üstüne Pardus kurmaya ve bilgisayarı iki işletim sistemi ile kullanmaya karar verdim.
İki işletim sistemi kullanabilmem için önümde çözmem gereken bir dizi sorun vardı. Öncelikle benim kullandığım bilgisayar ( Dell Inspron 6400 ) net 108gb’lık bütün bir harddiske sahip, ve içinde 3gb’lık bir kısım çalışan sistem imajı gömülü olarak duruyor. Öncelikle diski bölümlemekle işe başladım. Bunun için Partition Magic tarzı bir program kullandım. Pardus kurulumunda 1i zorunlu (sistem dosyaları), 2si opsiyonel (kullanıcı dosyaları ve swap denen linux’un bellek olarak kullanacağı alan) olmak üzere 3 bölümü kullanmak üzere seçebiliyorsunuz. Yalnız benim bilgisayarımdan olsa gerek harddiskimde 2den fazla bölüm oluşturamadım. Fazladan oluşturduğum bir bölüm dışında başka bir bölüm ayırdığımda orda bölüm yaratmayı başaramadım. Ben de Pardus kurulumunda sadece zorunlu olan sistem dosyaları bölümünü kullandım. Bunun dışında kurulum sorunsuz olarak tamamlandı. Kurulum esnasında size GRUB‘u (GRand Unified Bootloader) kurup kurmayacağını soruyor. Bu birden fazla işletim sistemi olan bir bilgisayarda başlangıçta size hangi işletim sistemini kullanacağınızı soran bir program diyebiliriz. GRUB‘un kurulum yerine disk bölümünün başı diyerek iki işletim sistemini de sorunsuz kullanabiliyorsunuz.
Aslında Partition Magic tarzı programlamlarda yeni bir işletim sistemi yükle diye bir seçenek de var ve açılışına kendi işletim sistemi seçme programını da kuruyor eğer isterseniz. (Bu seçenek de bende çalışmadı, harddiskim aşırı korumalı galiba :-p ) . Yalnız bu seçeneği seçerseniz dikkat etmeniz gereken nokta, bölümleme işlemi bittikten hemen sonra bilgisayarın Pardus cdsinden başlatılması gerektiği. Yoksa windows olan bölümün başına 0×17 adlı o bölümün gizli olduğunu belirten bir işaret konuyor. Dolayısı ile bilgisayar windowsu açamıyor. Eğer böyle yaptı iseniz düzeltmesi oldukça kolay. Pardusu açın, Pardus menüsü > Programlar > Sistem > GParted programını çalıştırın. Sizden root şifresini girmenii isteyecek. Açılan pencerede windowsun yüklü olduğu bölmenin bayraklar özelliğinde “hidden” olacak. O bölüme sağ tıklayıp “Manage Flags” menüsünü açın, hidden seçeneğinin yanındaki tiki kaldırın.

İşte bitti, artık istediğiniz zaman windowsunuzu da açabilirsiniz, her ne kadar ihtiyacınız olmayacak olsa da
Eğer bu sorununuzu çözmediyse aşağıda bu konuda araştırma yaparken faydalı bulduğum bağlantılar var:
After resizing a partition with PartitionMagic, computer does not boot
Windows will not boot (Help) - TechSpot OpenBoards
Hidden partion/ autochk program not found - 3 threads merged… - The PC Guide Discussion Forums
Herkese mutlu Parduslar…
Tags:
Pardus
,
Comments:
0 (
Add your comment )
Pardus’ta Oyun: Beneath a Steel Sky
22 January 08, Tuesday @ 21:33
Aslında başlığa aldanmayın, adı geçen tıklama macera oyunu Beneath a Steel Sky 1994 İngiliz yapımı bir amiga oyunu. Daha sonra oyun kişisel bilgiasayarlara uyarlanmış. Oyun - dystopia - kurgulanmış bilinmeyen bir gelecekte Avusturalya’da geçiyor. Küçükken bi helikopter kazasından kurtuluyoruz ve şehrin dışında GAP adı verilen bir yerde bizi bir kabile büyütüyor. Burada kendi başımıza yaşamayı öğrenmişiz hatta kendimize Joey adında bir robot bile yapmışız
Oyunun başındaki demo yaşadığımız yere yeni bir helikopterin gelip bizi alması ve yaşadığımız yeri patlatmasıyla devam ediyor. Yanımıza bir tek Joey’in kimlik bilgilerinin kayıtlı olduğu kartı alıyoruz ve oyunun belirli yerlerinde bu kart ile Joey de bize eşlik ediyor. Bizi özellikle aradıkları belli olan bu tiplerin elinden ikinci bir helikopter kazası ile kurtuluyoruz ve kendimizi bir binanın içinde bularak oyuna başlıyoruz.
Oyunda ilerlemek oldukça mantıklı ve güzel gidiyor, olabildiğince insanlarla konuşunca çıkış yolunu bulmak pek de zor olmuyor, ama yine de çabuk pes edenler tam çözümlerin bulunduğu bu sayfayı ya da direk tam çözüm için bu sayfayı inceleyebilir.
Oyun hakkında daha fazla bilgi edinmek için buradan resmi internet sitesine girebilir, ayrıca bu sayfadan da oyunun giriş videosunu izleyebilirsiniz.
Konu biraz da Pardus’la ilgili olsaymış diyenler başlığı dikkatle okuduğunuz ve yazıyı buraya kadar okuyup ee hani Pardus’ta oyundu başlık dediğiniz için teşekkürler. Bu oyun Pardus’umu kurduktan sonra onda oynadığım ilk oyun olduğu için buraya yazdım. Kurulumunun ve oyunu edinmenin kolaylığı hoşuma gitti. Pardus menüsünden Paket Yöneticisi ( PiSi ) seçeneğini açıyoruz. Yeni paketleri göster seçeneği seçili iken arama kelimesi olarak “bass” yazıoruz ve oyunu seçip kuruyoruz, bu kadar kolay
Herkese iyi maceralar… BE VIGILANT 
