2 result(s) in 1 page(s)
Previous Page  - 1 / 1 -  Next Page
PYIK'da hareketli aylar başlıyor. 21 September 08, Sunday @ 03:27

Geçtiğimiz yıl Çankaya Üniversitesi'nde Prof. Ziya Aktaş'ın akademik danışmanlığında Yağmur, Volkan ve Efe'nin bitirme projesi olarak başlayan, daha sonra geçtiğimiz yaz aylarında bir çok stajyerimizin kod katkısı yaptığı Python/Django tabanlı bir İK uygulaması olan PYIK (kurcalamak isteyenler için çalışan bir sunumu burada) önümüzdeki günlerde daha hızlı geliştiriliyor olacak.

Öncelikle Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojiisi ve Programlama Bölümü bitirme projeleri kapsamında 4 ayrı ekip PYİK kod tabanını kullanarak 4 ayrı küçük uygulama kuracak. Bu uygulamaları 20 Ocak 2009 gibi sunacaklar. Biz de 20 Ocak sonrası herhalde Şubat sonuna kadar bu ayrı uygulamaları bir araya getireceğiz. Peki bu uygulamalar ne olacak:

  • PYİK'nın iş başvurusu yanıtlama süreci geliştirilecek. İnsan kaynakları uygulamaları birden fazla basamaklı işe alım süreçlerinde durağan ve sabit süreçler sunuyor. Halbuki bu süreçler hem şirketten şirkete hem de işe alınacak kişiden beklenilenlere göre değişebilir. Bu dönem projesinde PYİK içinde adımlardan oluşan bir işe alım süreci tasarlamak için bir arayüz, sonra da bu adımların içlerini dolduracak arayüzler kurgulamaya çalışacağız.
  • İkinci grup ise PYİK'nın performans değerlendirme özelliklerini iyileştirecek. Yaz ayları içinde özellikle Gökçe ve Egemen bu konuda önemli kod katkısı yapmıştı. Şu anda PYİK'nın performans değerlendirme modeli, bir performans değerlendirmenin meta-modelini içeriyor. Bu dönem, bu meta-model üzerine birden fazla performans değerlendirme tekniğini ve bunların uygulanmasını kurgulamak gerekli. Bu arada bu sistemleri de bitirme projesi dersindeki proje ekiplerinin kendilerini değerlendirmelerinde kullanmak gerekecek.
  • Üçüncü proje ekibi ise bir bordrolama uygulaması yazacak. Bu uygulamada bir çalışanın SSK bordrosunu oluştururken temel protokolü takip etmenin dışında, normalde göz ardı edilen ve muhasebe bölümlerinin işlerini elle yapmalarına neden olan bazı detayları da çözecekler. Örneğin bir kişinin sözleşmesi gereği olan bazı detaylar varsa, yada Teknokent çalışanı olmak gibi çeşitli detaylar varsa bunları göz ardı etmemek gerekli. Bunun dışında finans bölümüne maaş ödemeleri için eposta yollamak, çeşitli PDF raporlar oluşturmak gibi ek özellikler de bekleniyor.
  • Dördüncü grup ise PYİK'ya bir zaman çizelgesi olanağı ekleyecek. Vardiyalı çalışan insanların, örneğin hastanelerdeki doktorların, fabrikalardaki işçilerin çalışma düzenleri oldukça farklı olabiliyor. Bunların vardiya planlaması, devam takibi, detaylı hakedişlerinin hesaplanması gibi beceriler (kısacası çok sayıda kural temelli karar verme işi) için gereksinimleri var.

Bilkent Üniversitesi'ndeki öğrenci arkadaşlarımızın çalışmalarına paralel biçimde hem onlara yardımcı olacak hem de PYİK'nın özgür yazılım projesi olarak geliştirici kitlesi içi iletişimini artıracak ve kullanıcı toplumu ile iletişimi sağlayacak araçları geliştireceğiz. Bu kapsamda aklımızda kaba taslak bir araç kümesi olsa da bir kez daha kendimizi doğrulamak adına bir araştırma yaptık. Böylece neye ne amaçla ihtiyacımız olduğunu bir kez daha saptamış olduk. Önümüzdeki günlerde bu araçları entegre edeceğiz.

Tabii bizli bir ağız ile yazmamın sebebi var. Bu işleri ben yapmıyorum. Gökçe, Egemen ve Şükrü uğraşıyorlar. Dolayısı ile detaylara da onlar karar veriyor. Peki ilk aşamada neleri entegre etmeyi planladık?

  • Duyurular için forum ve eposta listesi kullanmayı uygun gördük. Bunlar için alt yapı seçmek gerekli. Forum alt yapısı için Snapboard adında bir Python/Django alt yapısını seçmiş olduk. Eposta listesi için ise yaygın kullanılan Mailman'e devam.
  • Hata takibi için Trac kullanacağız.
  • Proje blogları için ise elbette Zangetsu kullanacağız. Ancak bu arada Zangetsu'da gördüğümüz ufak tefek eksiklikleri de giderip Zangetsu'ya da kod katkısı yapacağız.
Bunların entegre edildiği bir siteyi farklı bir alan adı altında aktif hale getirip var olan siteyi ise kullanıcı adı parola istenip rahat rahat kurcalanan bir sistem olarak kurgulamayı planlıyoruz.

PYİK için yapacağımız entegrasyonu daha sonra bir kaç projede daha kullanıp, böylece detaylarını doğru düzgün belgelemek de ayrı bir amaç. Böylece birden fazla aracı kolayca entegre etme konusunda da ufak da olsa katkımız olacak.

Bakalım, gençlik çok dinamik. Ben bir şeyler yazana kadar onlar çoğu kez işi yapmış oluyor.



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji  Bilkent  PYIK   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Bilgisayarlaşma, Internet kullanımı, E-iş ve Özgür Yazılım 29 July 08, Tuesday @ 18:42

Özgür yazılımı tartıştığımız bir çok zaman, yazılım kullanıcılarının bilinçsiz oluşundan yakınan ve yazılım kullanıcısının belli bir çıtayı aşmadan özgür yazılımın sunduğu değeri anlayamayacağını söyleyen arkadaşlarımız oluyor. Çok haksız değiller, belli bir probleme işaret ediyorlar ama ne o problemi açıklamaya ne de çözmeye çabalıyorlar. Bu tıpkı aşırı hızın trafik kazalarında önemli bir yeri olduğunu söyleyip, ardından ne aşırı hız yapılmasının sebeplerini, ne de aşırı hız yapılmasını nasıl engelleyeceğimizi tartışmamaya benziyor.

Problemi biraz açarsak, özgür yazılımın değerini anlayabilen kişilerin genellikle yaşamlarında yazılımları çok aktif kullanan kişiler olduklarını görüyoruz. Bu illa ki bilişim sektöründeki insanlar demek değil. Aktif olarak özgür yazılım taraftarı olduğunu beyan eden kişiler arasında avukatlar, doktorlar gibi mesleklerden insanları yada her alandan bilim adamlarını, bazen de sanatçıları görüyoruz. Bu kişilerin ortak yönü kendi mesleklerini icra ederken yani yaşamlarını kazanırken, yazılımları çok yoğun biçimde kullanmaları. Avukatlar, doktorlar ve bilim adamları için bilgiye erişim çok önemli olduğu için ister istemez bilgisayar ve yazılım kullanımı had safhada. Sanatçılar da popüler kültür içinde dikkat çekmek için giderek artan oranda bilişim teknolojilerine odaklı olmak zorundalar. Ne de olsa artık televizyondaki izlenme oranı değil, YouTube'deki tıklanma sayısı daha önemli olmaya başladı. Dolayısı ile bu kişilerin şu yada bu nedenle e-iş yapmak zorunda kaldığını iddia edebiliriz.

Bakın e-iş özgür yazılımın öncülüdür demiyorum. Sadece e-iş yapan insanlar için özgür yazılımın değerini anlamak daha kolaydır diyorum. O değeri anladıktan sonra özgür yazılım kullanıp kullanmamak yada bir şekilde destekleyip desteklememek tamamen o kişilerin kendi iradelerine kalmıştır.

Bireysel olguların kollektif bileşkesi de bir ölçüde o bireysel olguları andırır diye bir varsayım yapıp sosyal bilimcilerin eleştirisine maruz kalma pahasına, kurumsal e-iş kullanımının da kurumsal özgür yazılım kullanımına etkisi olacağını varsayabiliriz. Dünyada özgür yazılım almış başını yürümüşken, Harvard İşletme Okulu kalkıp "açık innovasyon", "açık iş modeli", "özgür yazılım" kavramları çevresinde dersler verir, kitaplar yayınlarken, ülkemizde sürekli olarak bir emekleme dönemi sürüncemesi yaşanmasında acaba ülkemizde e-iş'in de bir emekleme dönemi sürüncemesi yaşamasının etkisi hiç mi yoktur?

Yukarıdaki soruma iki temel dayanak sağlayabilirsem, etki vardır diyebileceğim. Birincisi, ülkemizde e-iş konusunda bir arpa boyu yol gidilmeği var sayımını kanıtlamam gerekecek, ikincisi ise e-iş yaygınlaşması ile özgür yazılım yaygınlaşması arasında bağlantı kurmaya çalışacağım.

  • İlki için bakın çok güzel bir kaynak dahi buldum. Çok okunan, ve özellikle patron camiası yada patron olmas sevdalısı gençlerin camiasının daha çok okuduğu düşünülen Capital dergimiz, 2002 yılında Koç Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Esra Gençtürk'ün bir araştırması ile ilgilenip onunla bir söyleşi yapmış. Dr. Gençtürk, 2002 yılı itibarı ile ülkemizdeki 500 büyük işletmenin e-işe olan bakışını çok boyutlu bir araştırma ile saptamaya çalışmış. 2002 yılı yani tam 6 yıl önce, henüz Google, Facebook, YouTube yokken, üç boyutlu arayüzler gelişmemişken, web servisleri bu kadar popüler değilken, Amazon API'leri yokken, ebXML olsun mu olmasın mı tartışılırken, Rosetta.Net konuşulurken diye anlatabileceğimiz bir dönem. Bu dönem bugünkünden belki 10-20 kat daha ilkel ve durağan bir e-iş altyapısının olduğu bir dönem. Dr. Gençtürk'ün araştırma sonuçlarına baktığınıza zaman, ülkemiz için bugüne göre hiç bir fark göremiyorsunuz. Tamam, örneğin o tarihte hiç yapılmıyor denen elektronik satın alma konusunda Devlet Malzeme Ofisi'nin e-DMO'sundan Sabancı ve Koç gruplarının kendi holding içi portalllarına gelişmeler olmuş ama genele yayılmış bir uygulama yok. Ekonominin bel kemiği olan KOBİ'lere baktığınızda eposta kullanmak yada onun muadili olarak anında mesajlaşma uygulaması kullanmak dışında bir hareket yok. Dolayısı ile ülkemiz e-iş uygulama yaygınlığı, en azından yüzeysel olarak bakınca, gelişmemiş.
  • İkinci iddiamı kanıtlamak için aslında ekonometrik analize girmek gerek. Ama ne elimde verim var ne de bu analizi yapacak zamanım (aslında şu anda hasta yatar durumdayım, zamanım da çok ama olmadığını var sayın). Ancak akl-ı selim diyeceğimiz bir yöntem ile işe koyulacağım. Takdir edersiniz ki e-iş aslında gözüktüğü kadar bedava bir iş değil. Örneğin bedavaya haberleşirsiniz denen eposta işini şirketiniz için yapmaya kalkarsanız Yahoo! yada Gmail adresi ile iş göremezsiniz. Kendi şirket alan adınızı almanız ve bu adreste bir eposta alt yapısı kurmanız gerekecek. El değmişken web siteniz, duyurularınız gibi şeyler de devreye girecek. Bir bakmışsınız ki, çok büyük olmayan ama muhasebede kendisine kalem de açtıran bazı harcama kalemleriniz olmaya başlamış. Bir şeye masraf yapıyorsanız, o şeye dikkat etmeye en azından değer biçmeye başlarsınız. E-işe değer biçmeye başlayınca bu sefer e-işi ne kadar kullandığını önem kazanır. Eğer bir ihale teklifini elektronik ortamda veriyorsanız o zaman elektronik ortamdaki 1 saatlik aksaklık size o ihale teklifini vermenize engel bir risktir. Bu riskin yönetilmesi gerekir. Yok eğer ihale teklifini yazıcıdan çıkış alıp elden götürüyorsanız ortadaki risk daha farklıdır. Gider komşunun yazıcısından çıktı alırsınız olur biter. Dolayısı ile, e-işi ne kadar çok kullanırsanız, e-işe verdiğiniz değer ve o işe yapacağınız yatırım da artar. Ancak bu sonsuza kadar artamaz çünkü kaynaklarınız sınırlıdır. Ayrıca e-iş altyapınız için kullandığınız dış tedarikçiler sizin kendi işinizde aksamalara neden olmaya başlarsa o tedarikçileri de sorgularsınız. Bu tür bir bakış açısının hem toplam sahip olma maliyeti, hem tedarikçiden bağımsızlık anlamında avantajları olan özgür yazılıma dönük bir hareket yaratacağını iddia etsem, umarım kimse alınmaz.
  • Demek ki e-işi çok yapan, özgür yazılıma daha yatkın olabilirmiş. Peki kim e-işe daha yatkındır? Herhalde anamızın karnından e-iş yapar halde doğmuyoruz. Yada yeni kurulan şirketlerin ilk yaptığı iş e-iş altyapısına yatırım yapmak olmuyordur.

    E-işin yaygın olması ve e-iş yapanların bunu çok yapması için, benim kişisel düşünceme göre, toplumdaki bilgisayarlaşma oranı ve Internet'in yoğun kullanılması önemli faktörler. Ancak burada nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu göz ardı edemeyiz.

    Eğer ülkemizdeki bilgisayar sayısını sayıp da o bilgisayarlar ile ne yapıldığını saymazsak, o zaman ne e-işe yatkınlığı ne de özgür yazılıma yatkınlığı ölçemeyiz.

    Bu durumda arzın talebi yönlendirmesi, daha nitelikli hale getirmesi ve artırması gerekli ki bu iş çözüme ulaşsın. Fiziki ürünlerde sonsuza kadar gitmesi imkansız olan bu tüketim artırma sarmalı, yazılım sektörü için daha kolay hele ki özgür yazılım için ise daha da kolay. Çünkü bilgi, paylaştığınızda kaybolmayan ve artan tek şey.

    O zaman özgür yazılımın yaygınlaşmasını istiyorsak, insanlara özgür yazılımlar ile neler yapabileceklerini gösterip onların yazılım ve bilişim dünyasından beklentilerini bu yolla artırmak zorundayız.

    Peki madem e-işten girdik, özgür bir e-iş yazılımı iş yapar mı, üreticisini tok tutar mı sorusunu da sormak ve yanıtlamak gerek. Ama onu, bir süre deneyimledikten sonra yazmak üzere başka bir yazıya saklayalım.



    Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji  PYIK   ,  Comments: 2 ( Add your comment )
Previous Page  - 1 / 1 -  Next Page