86 result(s) in 9 page(s)
Previous Page  - 2 / 9Next Page
Türkiye'de yazılım ihracatı 29 June 08, Sunday @ 01:03

Bir kaç blog girdisi okurken bağlantı takip ede ede buradaki ilginç girdiye ulaştım. Takip edip okumaya üşenenler için, çok kısa özetlersek, Türkiye'nin yazılım ihracatının yıllık 15 milyon dolar gibi bir seviyede olduğu, ve bunun ana nedeninin de yazılım firmalarımızda bulunan bir vizyonsuzluk olduğu ifade edilmiş. Hem maddi hataları düzeltmek hem de konu hakkındaki görüşlerimi aktarmak isteyince son derece uzun bir yorum yazdığımı fark ettim. Bari kendi bloguma da koyayım dedim. Takip eden paragraflarda okuyabilirsiniz

Yazıdaki ana fikre katılmakla birlikte, istatistikler konusunda biraz düzeltme yapmam gerekiyor. Türkiye'nin yazılım ihracatı yaklaşık olarak 500 milyon dolar seviyelerinde. Yakında 1 milyar doları bulması konuşuluyor. Yani resim o kadar da kötü değil. Ama Türkiye'nin yazılım iç pazar potansiyeli ve dış pazara dönük avantajlarını göz önüne alınca yine de acınası bir miktar.

Ankara'daki büyük ölçekli yazılım şirketlerinin ve savunma sanayi şirketlerinin yazılım bölümlerinin bir nevi kamu işlerine odaklanarak rahatladıkları doğru ancak zaman zaman bu şirketler bu projelerde edindikleri deneyimleri ihracata odaklı olarak da kullanabiliyor. Örneğin Tepe Teknoloji, TSK için yazdığı ve yaklaşık 20 milyon dolar bedelle aldığı bir ihale işindeki yazılımın özelleştirilmesi sonucu Suudi Arabistan'a yaklaşık 200 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Ben bunu Tepe Teknoloji Genel Müdürü ile başka bir konuda görüşme yaparken laf arasında öğreniyorum. Başkalarının haberi dahi yok. Gazetelerde köşede kalmış bir haber olmuş ama miktar yok. Yada Havelsan'ın Barış Kartalı projesindeki işi aslında iç pazara dönük değil çünkü projeyi yürüten Boeing olduğu için Havelsan Boeing alt yüklenicisi olarak çalışıyor. Yaklaşık 1 milyar dolarlık işi Boeing'den almış durumda.

Yine istatistiklere hiç girmediğini bildiğim benzeri Ankara yazılım şirketleri de var. Bir dönem 150 küsür kişiye çıkan ETC vardı mesela. Sadece yazılım ihracatı yapardı. 150 kişinin ürettiği yazılımın satış bedelini merak ederim ama bilmem. Veyahut Siemens, Alcatel-Teletaş gibi uluslar arası şirketlerin Türkiye'deki birimleri, yurt dışındaki birimlerine yazılım sattığı zaman da bunlar çok dikkat çekmez. Merak edenler için söyleyebilirim, Siemens'in kendi iç yazılım ihtiyaçları (ki küçümsenecek bir şey değil) neredeyse tamamen Ankara'daki ve İstanbul'daki Türkiye ofislerinde karşılanıyor. Bu tür işlerde çalışan insan sayısı gene yüzler ile ifade edilir. Ama parasal değeri bilemem.

Esas mesele istatistiklerin derlenmiyor olması.

Bu tür istatistiklerin sağlıklı derlenmesindeki önemli bir engel firmalardan istatistiki bilgi istendiği zaman vur deyince öldür misali bir yaklaşım ile inanılmaz detayda veri istenmesi. Esas işi yazılım üretmek olan ve çoklukla asgari idari kadro ile (yani sıfır idari personel) çalışan yazılım şirketleri bu tür verileri sağlayamıyorlar.

Benim kendi masamda da TÜİK anketi duruyor. Muhasebecimiz ile o anketi doldurabilmek için çalışacak bir günüm yok ne yazık ki. Halbuki anket dediğiniz 15 dakikada doldurulabilmeli.

Portakal Teknoloji 2009'da yurt dışı pazara ciddi ürün satıyor olmayı hedefliyor olsak da TÜİK bu gidişle bunu 2010'ların içinde bir yerde gazeteden öğrenecek. Halbuki, Teknokent'e 3 ayda bir verilen ve Maliye Bakanlığı'na da ayrıca beyannameler içinde aktarılan verileri toplayıvermek çok daha kolay. Orada hem şu ana kadarki hem de ileriye dönük tahmini verilerimize erişebilirler. Belki TÜİK'in istediği kadar detaylı olmayabilir ama daha stretejik saptamalar için geçerli ve yeterli bir veri olacağından eminim. .

Hoş zaten TÜİK'in sorduğu çoğu soru da ar-ge yapan hele yazılım ihracatı yapan şirketler için anlamlı değil. Mesela aklımda yanlış kalmadıysa, aile fertlerinden ücretsiz ve SSK'sız çalışan (çocuk) olup olmadığını merak ediyorlardı. Bir bakkal dükkanı için geçerli olabilecek bir soruyu kurumsal pazara dönük çalışan yazılım şirketine sorarsanız doğru mu olur?

Sözün özü, iş yapılmıyor değil, sadece anlatılmıyor, reklamı yapılmıyor. Bu da başka bir problem. Onu da tartışmak gerekir.



Tags: Genel  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 1 ( Add your comment )
Ikea Hacker 07 June 08, Saturday @ 21:48

Burada...

Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Dünyada değişen güvenlik anlayışı 31 May 08, Saturday @ 09:57

Yurt dışındaki insanların güvenlik anlayışı ile ülkemizdekilerin oldukça farklı olduğunu herhalde kabul etmeyen yoktur. Çünkü tehdit anlayışları daha farklıdır. Mesela yoldan yürürken yandaki inşaat şantiyesinden düşen bir şey onlar için kişisel güvenlik için değerlendirilecek bir risk veya tehlike oluşturmaz. Aynı şekilde bizim için de üzerimize fil basması sonucu ölmek bir risk değildir. Yani riskler ve tehditler yerel olduğu için güvenlik anlayışı da yerel olmaktadır.

Tabii ki bilişim güvenliği söz konusu olunca bu yerellik tamamen olmasa da bir ölçüde ortadan kalkıyor. Dışarıdan yapılan saldırılar tamamen dünyanın herhangi bir yerinden kaynaklanabilirken, içeriden gelen saldırılar ise dünyanın herhangi bir yerindeki başka bir olayı örnek alarak daha nitelikli hale geliyor.

Bilişim güvenliği ile uğraşanlar, uzunca bir süredir bunun zaten farkında. Ancak yerli, yabancı bir çok insan bu durumun pek de farkında olmadığı için bilişim güvenliğini sağlamakla sorumlu olan kişiler ile önemli bir kültür çatışmasına giriyorlar. Ancak benim kişisel görüşüme göre son yıllarda bu kültür çatışması bir uzlaşmaya gitti. Bunun nedeni de 11 Eylül sonrası ortaya çıkan paranoya.

Bu paranoya neticesinde, özellikle uluslar arası şirketler için iş sürekliliği planlaması (İng. business continuity planning) kavramı giderek lojistik odağından güvenlik risklerinin ağırlık kazandığı bir odağa kaymaya başladı.

Bakın burada bir yazılım şirketini yada ağırlıklı olarak bilişim teknolojilerine dayandığı belli olan telekom yad abankacılık sektörü gibi bir alandaki şirketi kast etmiyorum. Daha geleneksel işleri düşünüyorum. Mesela ekmek üretimi tedarik zincirini düşünelim.

  • Marketten ekmek almak için ekmeğin önce markete uygun koşullarda ulaştırılması ve markette doğru saklanması gerekli. (bayat ekmek ters lojistiğini şimdilik unutalım.)
  • Ekmek üretmek için un başta olmak üzere bir kaç hammadde ve ekmek fırınlarını çalıştırmak için enerjiye ihtiyacınız var. Bunların fırınlara nakledilmesi gerekli.
  • Un imalatı için buğday başta olmak üzere seçilen tahılların nakliyatı gerekli. Kabaca, tahılın üretildiği yerde yada aradaki başka bir yerde ön işlemden geçirilerek ambarlarda bekletildiğini düşünebiliriz.
  • Tahılın kendisi tarlada üretilen bir tarım ürünü. Kuraklıktan tutun tarım zararlılarına kadar bir çok etken söz konusu.
Şimdi bütün bunlar bildiğimiz bir tedarik zinciri. Şimdi siz 11 Eylül sonrası paranoya ile bakalım bu tedarik zincirine neler yapılabilir diye düşünün. Çok köyü şeyler yapılabilir. Bu durumda tarladan marketteki ekmek rafına kadar olan tedarik zincirinin korunması ve güvenliğinin sağlanması gerekli. Gel gelelim, paranoyakça bir güvenlik sistemi geliştirmek de hem çok maliyetli hem de işleri aksatacak. Bu nedenle şu yada bu kişiler bu tür sistemlerin kurgulanması taraftarı değil.

İşe böyle baktığımız zaman uçtan uca, entegre edilmiş bir güvenliğin iş akışlarını kesintiye uğratmadan yada yavaşlatmadan sağlanması isteniyor.

Sadece bilişim güvenliğinin değil, genel olarak güvenliğin artık yönetilen bir süreç olarak anlaşılmasının, güvenlik anlayışının bu şekilde değişmesinin arkasında biraz da bu gerçekler var.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
İnsana değer vermek üzerine 27 May 08, Tuesday @ 01:20

Ülkemizi değerlendiren bir çok konuşmada, yazıda hep ülkemizin en önemli varlığının insanı olduğu söylenir. Bununla birlikte nedense bu en değerli şeyimizi kolaylıkla harcıyoruz.

Bilmem farkında mısınız, LKD'nin gelenekselleşen Linux Şenliği bu yıl İzmir'de e gerçekten bir şenlik olarak yapıldı. Uykusuzluktan ayakta zor durduğum bir dönem olduğundan katılamasam da Şenlik için çalışan kişilere ve katılabilenlere gıpta ettim. Hafta sonu yapılan şenlik konusunda bilgiler, yorumlar, vs de bugün içinde dökülmeye başladı. Anladığım kadarı ile Şenlik gibi şenlik kurgulama konusunda amaca sorunsuz ulaşılmış.

Gel gelelim, Şenlik tartışıldığında, bir çok kişinin Şenlik örgütlenmesini, ve bu kalemde bu iş için emek harcayan kişilerin kendilerini kolayca harcadığını görüyorum. Bu sadece Şenlik için de geçerli değil, LKD'ye ve Linux toplumumuza emek sarf eden kişiler de kolayca harcanıyor. Aslında LKD'yi de geçelim, bu hemen her yerde karşıma çıkan ve artık bulaşıcı hastalık olarak nitelendirdiğim bir konu.

Biz neden böyleyiz? Yada zamanında böyle değildik de sonradan mı böyle olduk? Acaba bu kadar kolayca kantarın topuzunu kaçırmanın ve zaman zaman adap sınırlarını aşmanın nedeni nedir? Kendimce düşünüyorum.

Bu arada, elbette ben de bu hastalıktan payımı alıyorum. Ama en azından payımı aldığımı kabul etmekteyim.

Bence bu hastalığın önemli nedenlerinden birisi topluca aşırı ben merkezci bir yapıya bürünmemiz. Bu aslında çok kötü bir gelişme değil gibi gözüküyor. Çünkü kendi iyiliğini istediği için tepkisiz kalamayan bir toplum kurgularsak, o zaman topluca bakıldığı için toplumsal iyiye de ulaşmak mümkün. Bunu ben daha lise ikinci sınıftayken bir hocamız ifade edip, gelecek nesillerden umutlu olduğunu söylemişti. O sözün anlamını çok sonraları tam olarak kavradım. Amma ve lakin, bu ben merkezci yapının sağlıklı sonuçlar doğurması için sağlıklı bir temelde gelişmesi de gerekli. Sanırım bizde yaygınlaşan ben merkezcilik, pek de sağlıklı bir yapı ile gelişmiyor.

Peki sağlıklı bir ben merkezci anlayış nasıl gelişir? Bunu tam olarak söylemem pek mümkün değil. En azından bugün kalkıp size bir formül veremem. Ancak nasıl gelişmeyeceği üzerine bazı aforizmalar üretme olanağım var.

Sağlıklı bir benmerkezilik nasıl oluşmaz? Eğer kişinin ben anlayışı içinde kendi çalışması kendi üretimi sonucu ortaya çıkan şeylerin ürettikleri yoksa, yani kişi üretim anlamında bir boşluk içindeyse, o zaman bu boşluğu doldurmak için başka bir şeyler olması gerekiyor. Fikri kendim bulmadım. En somut gördüğüm örnek şu. Ursula LeGuin, Yerdeniz Büyücüsü serisinde, yanılmıyorsam Tehanu'da, neden büyücüler erkektir konusunda benzeri bir argüman üretir. LeGuin'in ifadesi ile büyücüler erkektir çünkü erkek içindeki boşluğu güç (arzusu?) ile doldurabilir. Ama ne zamanki o gücü kaybeder, o zaman içi boş bir kabuğa benzer. Kadınlar ise doğurganlıkları nedeni ile bu boşluğu her zaman doldurma yeteneğine sahiptir. Büyücülük, o boşluğu doldurmak için sadece bir yoldur ve erkekler büyücü olurken kadınlar buna gerek duymaz.

Peki içindeki üretme açlığını, şu yada bu nedenle üretmek ile doyuramayan insan ne yapar? Çağdaş psikoloji, bu durumda yapılan şeylerden birisine yansıtma diyor. Yansıtma bir çeşit kendini koruma mekanizması ve suçu bireyin dışındaki bir nedene, çoğu kez başka birisine yükleyerek psikolojik baskıyı hafifletiyor. Elbette çözüm üretmek açısından hiç bir yararı olmayan bir mekanizma.

Böyle baktığınız zaman, eğer üretemeyen bir bireyseniz, kolaylıkla biri birini suçlayan, kolayca başka insanları değersiz gören birisi haline geliyorsunuz.

Peki benim tanımlayabildiğim bu tuzaktan nasıl kaçınırız? Elbette ki üreterek. Ne ürettiğiniz çok önemli değil. İster evinize gittiğinizde yemeğinizi tabağınıza güzel görünümlü dizin, ister doğada zaman geçirip kuşların resimlerini çekin, isterseniz de özgür yazılım geliştirin. Önemli olan içinizdeki boşluğu doldurmak.

Dip not: Çocuk sahibi olan kişilerin bu hastalıktan bir parça arınması da herhalde çocuklarına baktıkça o üretme dürtülerinin tatmin olmasından kaynaklanıyor olabilir.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Macbook Air 05 May 08, Monday @ 00:05

1995'den beri merak ettiğim şey nihayet oldu. Bugün itibarı ile ben de bir Mac kullanıcısıyım. Saat 20 sularında benim de bir Macbook Air diz üstü bilgisayarım var.

Henüz çok fazla kurcalama şansım olmadı. Ama şunu söyleyebilirim ki, kurulum dosyasını uygulamalar dosyasına sürükleyip bırakarak uygulama kurmak son derece zevkli. Önümüzdeki günlerde bir çok yeni maceramı buradan aktarıyor olacağım. Hedefim önce Mac OS X'e tam olarak alışmak ardından Mac OS X'in sanallaştırma aracı olan Boot Camp kullanarak aynı anda Pardus kullanmak olacak.



Tags: Genel  Apple   ,  Comments: 4 ( Add your comment )
İşkolik ne demek? 03 May 08, Saturday @ 14:26

Zaman zaman LinkedIn'den bahsettiğimi biliyorsunuzdur. Bugün sitedeki forumlarda gezerken ilgimi çeken bir forum ile karşılaştım. Birisi çalışkan insan ile işkolik nasıl ayırt edilir diye sormuş. :)

Elbette türlü türlü yanıtlar var. IBM'den Eric Vonheim isimli bir yönetici ikisini nasıl tanımladıklarını vurgulamış. Ona göre çalışkan bir kişi

  • Önceden tanımlanmış çalışma saatlerinde yüksek konsantrasyon ile çalışmak
  • Zamanını kullanmakta başarılı olmak
  • Hem yazılı hem sözlü iletişimde başarılı olmak
  • İşini yaparken doğru değerlendirmeler ile karar vermek
gibi özelliklere sahip, bir işkolik ise
  • Sürekli çalışmak ve bu özelliği nedeni ile ne zaman aransa ulaşılır olarak tanınmak
  • Bütün gün epostalarına yanıt vermek, özellikle gece geç saatlerde dahi eposta yanıtlayabilmek
  • Tatile çıktığında yada hasta olup izin aldığında içi rahat etmemek
  • Aynı anda çok fazla iş ile uğraşmak
  • Blackberry yada diz üstü bilgisayarı gibi araçlarından ayrılamamak
gibi özelliklere sahip. Buradan yola çıkarak kişinin durumunu değerlendirebildiklerini ifade ediyor. Önerdiği çözüm ise, kişilere zaman zaman kariyer değişikliği yaptırtıp, değişikliğe sorlayıp, bir anlamda cesarete zorlayıp bu şekle dönüşmelerini engellemek. Aslında haksız da değil. Ne de olsa işkoliklik bir birikim süreci. Bu süreci arada kesintiye uğratmak sorunun kökenine saldırmasa da gelişmesini engelleyici ve yavaşlatıcı bir şey.

Yine benim hoşuma giden bir diğer yanıtı da Mel Wildermuth vermiş. Çok kısaca çalışkan bir kişinin çalışmaktan aldığı zevk ile bir işkoliğin alamadığı zevki karşılaştırmış. Daha sonra da 5 Faktör Modeli (FFM) için gönderme yapmış. Bu model de aslında başka bir zaman uzun uzun tartışılabilecek bir konu. Ama anladığım kadarı ile Mel Wildermuth çalışkanlık ve işkoliklik arasındaki ayrımı nevrotik olmak üzerine kuruyor.

Biz 'de çok çalışıyoruz. Geçenlerde Serdar ile konuşan birisi "sizin oradakilerin bu ara işi çok anlaşılan" demiş. Evet işimiz çok. Ama yaptığımızdan ciddi zevk aldığımıza göre, belki de işkolik değiliz. :)



Tags: Genel  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Benim de feedburnerım oldu 03 May 08, Saturday @ 13:42

Bir süredir yapmayı erteleyip duruyordum. En sonunda az önce yaptım. Artık benim blogum da FeedBurner üzerinden RSS veriyor.

bunu yapında büyük bir şey mi oldu? Hayır. Aynı anda on binlerce kişi blogumu mu okuyacak? Yine hayır. Ama heves ettim diyelim. El değmişken aşağıdaki küçük simgeyi de koyalım.

I heart FeedBurner



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Work at Jelly 01 May 08, Thursday @ 20:42

Benim ilgimi çekti. Siz ne dersiniz?



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Devlet ar-ge projesi yapar mı? 28 April 08, Monday @ 13:19

Devlet ar-ge yapar mı sorusuna türlü türlü yanıt vermek mümkün. Çoğu kişi kısaca evet yada hayır diyerek kestirip atabiliyor. Ama esas olarak bu soruya önce ar-ge olarak neyin kastedildiği sorusu ile yanıt vermek gerekli. Çünkü bir mühendis olarak benim aklıma gelen ar-ge ile başka birisinin aklına gelen ar-ge çok farklı şeyler olabiliyor.

Dolayısı ile proje fikirleri de çok değişken olabilir. Mesela Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Eğitimi" Araştırma ve Geliştirme Dairesi adında bir Daire Başkanlığı var. Burada yapılan ve yapılması durumunda desteklenecek olan projeler listesi oldukça geniş ve hepsinin de ciddi bir Ar-Ge niteliği var. Benim hemen dikkatimi çekenleri burada listelemek istedim.

  • Türkiye’nin Tüm Mesleklere İlişkin Sektör İhtiyaçları
  • Bilgisayar Eğitiminin Etkililiğinin Değerlendirilmesi
  • Ülkemizde ve AB Ülkelerinde Uygulanan Mesleki Rehberlik Çalışmalarının Karşılaştırılması
  • Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlarda Elektronik İmza Uygulanamamasının Nedenlerinin Belirlenmesi
  • e-Okul Bütçe Uygulamasının Maliyet ve Fayda Analizi
  • Öğrencilerin Meslek Seçiminde Medyanın Rolü
  • Teknolojik Araçların Öğrenci Başarısı Üzerindeki Etkileri
  • Yapılandırmacı Yaklaşımla Bilişim Teknolojileri Kullanımının Değerlendirilmesi
  • Eğitimde İnternet Kullanımının Değerlendirilmesi
  • Eğitimde Bilgisayar Kullanımının Öğrenci ve Öğretmen Sağlığı Üzerindeki Etkisi
  • Proje Tabanlı Öğrenme Uygulamalarında Bilişim Teknolojilerinin Kullanımı ve Etkililiği
  • “Tüm Dersler Dosya”sının Internet Ortamında Yer Almasının Eğitim Öğretim Sürecine Katkısı
  • Okulların Fiziksel Yapılarının Mimari ve Mühendislik Açısından Değerlendirilmesi
  • e-Öğrenme Uygulamalarının Değerlendirilmesi
  • Gelecekte İhtiyaç Duyulacak Mesleklerin Tespiti ve Meslek Eğitiminin Bu Mesleklere Göre Yeniden Yapılandırılması
  • Ülkemizdeki Mesleki Eğitimin AB’ye Uyum Sürecinde Karşılaşılan Problemlerin Değerlendirilmesi

Böylesi konuların varlığını da düşününce Ar-Ge nedir sorusuna olan yanıt da oldukça geniş bir kapsama ulaştığı için devlet ar-ge projesi yapar mı sorusuna olan yanıt da düz bir evet yada hayır olarak gelemiyor.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Üç yaşındaki birine göre Yıldız Savaşları 26 April 08, Saturday @ 15:36

Çok kısa çok öz ve hatta dürtüsel. :)



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Previous Page  - 2 / 9Next Page