Previous Page - 1 / 5 - Next Page
Çok güzel bir haber. Sonucunu merakla bekliyorum.
Ben geliştirilen teknolojiye, verilen emeklere saygı duyuyorum ama projenin insan ilişkileri konusunda eksik kaldığını belirtmeden de duramıyorum. Geliştirilme aşamasında bu proje ekibe ait olabilir ama dağıtılmaya başlanıldığı an artık kamunun bir malıdır. Bu bağlamda projenin geliştirilme aşamalarında kullanıcıların fikirlerinin alınması konusunda daha açık bir yönetim sergilenmesinin gerekliliğini savunuyorum. Yeni Fikirler isimli bir bölüm açılıyor ama içinde insanların fikirlerine saçma, gereksiz gibi sıfatlar yakıştırılabiliyor. Son kullanıcının ihtiyaçlarını anlatma biçimi eleştirilip ondan sanki bir yazılımcı gibi kendisini ifade etmesi istenebiliyor. Kalp kırmama konusunda özel bir çaba harcanması gerekiyor. Geçmişte yaşanılan bazı olaylar zaten bir "topluluğu" bir kısım yöneticilerden soğutmuş durumda. Yeni başlayan kullanıcıları projeden soğutmamak için çok ama çok özen gösterilmeli.
Bende kamunun alışkanlıklarının değişmesinin zor olacağını düşünüyorum. Aslında Özgür yazılımları sadece veritabanı sistemleri veya yazılım geliştirme araçları/platformları olarak düşünmemek lazım. Son zamanlarda karşılaştığım iki durum kamu kesiminde en azından bazı şeylerin değişebilme ihtimali olduğunu düşünmeme neden oldu.
Bunlardan ilki, geçenlerde okuduğum bir teknik şartnameydi. Bu şartnamede, hazırlanacak yazılımın UNIX veya Linux sistemler üzerinde çalışması gerektiği (ardından tam platform bağımsızlıktan söz ediliyor) yazıyordu.
İkinci olarak, bugün bir proje teslimi için gittiğim bir kurumda bütün bilgisayarlarda OpenOffice kullanıldığını gördüm. Ayrıca -özellikle bilgi işlem biriminin bilgisayarlarında olmak üzere- birçok Pardus kurulu bilgisayar vardı. Ayrıca birkaç tanede Linux server kullanıyorlarmış.
Bütün bunlar aslında kamu alanında birşeylerin değişebileceğine yönelik sinyaller olabilir. Ama bende büyük çaplı değişimler için henüz zaman gerektiğini düşünüyorum.
Selam,
Alinti yaptiginiz 4. madde, hangi yazilimin lisansindan?
Kamudaki bakış açısını vurgulamak açısından çok güzel bir yorum olmuş. Ben bu yazıda, acaba kamu kendisi kendi projelerini yaparken özgür yazılım kullanamaz mı sorusunu soruyordum. Yoksa kamunun genel olarak özgür yazılım kullanır hale geçmesi konusu farklı bir konu. Ama madem uzun bir yorum gelmiş, ben de yoruma yorum yazayım istedim.
Özgür yazılım dünyasında maalesef yok dediğiniz türdeki yazılımlar çok büyük ölçekte ve kurumsal olarak kullanılır durumda. Örneğin Yahoo'nun arayüzleri aslında özgür yazılım tabanlı. Yani ölçeklenme konusunda Türkiye'yi bırakın dünyaya ölçeklenebilir ve hazırda özgür yazılım alt yapılar var.
Açıkçası Türkiye'de bizim veri hacmimiz çok diye bir saplantı var. Evet 75 milyon vatandaşa dönük hizmet vermekle yükümlü merkezi idarelerin veri hacimleri az da değil. Ama bundan daha büyük ölçekli verileri kaldıran özgür yazılım kurulumları da var. Demek ki mesele yazılımda değil, onu kimin nerede nasıl kullandığında.
Ayrıca Türkiye'deki en büyük veri hacmine sahip olan kuruluş Turkcell'dir. 30 milyondan fazla aktif abonenin telefon konuşmaları ve bunlar üzerinde kampanyaların uygulanmasına dönük faturalama işin içine girince, büyük sandığımız çoğu uygulama devede kulak kalıyor. Turkcell'in UNIX ve artan oranda Linux temelli çalıştığını söylemeye gerek yok herhalde.
Benzeri bir durum geliştirme araçları ile ilgili yorumlarda da geçerli.
Anahtar teslim sistem ihtiyacını anlayabiliyorum. Ama merak ettiğim bir şey var. TFS'ye ödenen miktar ile Sourceforge'a ödenebilecek olan bir kurumsal kurulum maliyeti karşılaştırıldı mı? Yada kamu kurumu projeleri kamuya ait olur, lisansı da bu durumda zaten GPL olmalıdır denerek, zaten Sourceforge veya Google Code gibi bir alt yapı neden kullanılmaz?
İşte kamuda özgür yazılım kullanmak ile benim kafamdaki bu minvalde bir şey.
Özgür Yazılım ürünlerinin kamuda kullanılabilmesi için gereken bazı şartlar var. Öncelikle destek problemleri ortaya çıkıyor. Eğer 10 milyon kişiyi etkileyen bir hata ile karşı karşıya iseniz çözümün en az 7 saat içinde gelmesi gerek. Bunun içinde sağlayıcı firmanın problem için eleman ataması ve üzerinde çalışmasını gerektiriyor. Örneğin MSFT ile bizim böyle bir anlaşmamız var.
Diğer bir sorun ise performans problemi. Zaten alt yapı genelde MSFT tabanlı, tek tük Unix veya MAC var. Linux zaten hiç yok. Özgür yazılım dünyasında ölçeklenebilir ve dağıtık çalışabilecek CRM yazılımı çok az veya yok. Eğer 75 milyon kişinin vergi kayıtlarını tutacaksam ve devletin ana gelir kapısı maliye bakanlığı ise; kullandığım sistemin güvenilir, robust, kullanıcı dostu ve hızlı olmasını isterim. Benim çalıştığım devlet kuruluşları genelde IBM Mainframe üzerine DB2 ile problemi hemen hemen çözmüşler. Şimdilerde ise Mainframe'i birakıp Windows sunucular üzerinde gene DB2 ile çalışanlar var. Sanırım PostGreSQL yada MySql bu yükü kaldırmaz. Sadece veri yoğunluğu değil kullanıcı yoğunluğuda var.
Birde tabii alışmışlık var. Zaten 30 seneden beri belli bir alt yapı gelişmiş, IBM Mainframe, Windows, Citrix zaten pazarın büyük kısmını kapmış. Bu alt yapıyı şimdi değiştirmeye uğraşmak yerine 10bin adet deveye engelli yarış yaptırmayı yeğlerim.
Yazılım üretirken zaten olabilecek her türlü açık kaynak yazılımı kullanıyorum. Belli bir kalite, hız ve performans artışı da sağlıyor. Ama örneğin Subversion kullanmıyoruz. Yerine TFS kullanıyoruz nedeni de komple çözüm olması. Eğer Sourceforge gibi bir sistem çalıştığım yerde kurulu olsaydı belki kullanılabilirdi fakat değil.
Ben elimden geldiğince özgür yazılım kullanıyorum fakat kamu kuruluşlarında yerleşmiş metodu değiştirmek çok zor. Zaten kullandığımız yazılım araçlarına gerekli izni alana kadar göbeğimiz çatladı. Bürokrasi burada da var yani.
Richard Stalman kapıdan içeri uçarak girip te herkese dokunarak özgür yazılım karşıtı dogmaların yıkılmasına sebep olmadıkça, sanırım başımızı sallayıp maaşımızı almaya devam edeceğiz.
Son cümlenizi anlamadım Bora Bey biraz daha açar mısınız?
Bir gün herkes özgür yazılımcı olacak dersek çok da büyük konuşmuş olmaayız sanırım.
ben de şu adrese bakmanızı tavsiye ediyorum
http://www.3ynedir.com/yyy-3y/
Yazılım Yaşamı Yeniler...
Planlarınıza göre geliştirme süreci bile bir kaç yıl sürecek özel bir projeyi açık kaynak yapma fikri gerçekten o kişinin ne kadar vizyon sahibi olduğunu gösteriyor.Teşekkürler ve başarılar diliyorum projenizde.
Yazıya devam edecek olursak,
Negatif Özgürlük:
Devletin yasalarıyla belirlediği ancak sizin kullanıp kullanamayacağınızı umursamadığı özgürlüktür. Mesela siz ülkenizin her yerini gezebilme özgürlüğüne sahipsinizdir. Ancak paranız yoksa bunu yapamazsınız.
Pozitif Özgürlük:
Devletin kendisinin de olaya girerek size desteğini sunduğu özgürlüktür. Sadece özgürlüğün tanımını yapıp kaçmaz. Norveçli bir yazarın romanında (beyaz zenciler) bahsettiği gibi adam yazardır ve avrupayı gezmek istemektedir Norveç devleti her yazara bu gezilerini yapabilmesi için yüklü bir miktar para vermektedir. Böylece adamımız kafasına göre gezer tozar.
Burada da insanın bir programı kullanabilme özgürlüğünün dışında özgür yazılım felsefesi sayesinde gerçekten kullanabilme imkanı da sağlanır.
Bütün bunların dışında üye olduğum bir sürü geliştirici listesine rağmen devam eden bir özgür yazılım projesine nasıl kod yazarak katkı sağlarım bilemiyorum. Sanırım bu da her şeyde olduğu gibi ilkini yaptıktan sonra arkası gelebilecek bir olay.
İyi günler.
Ben hiç neoliberal politikaları destekleyen birini canlı olarak görmedim (tvde ara sıra çıkıyorlar onda da salyaları ekrandan üstüme gelcek diye kapatıyorum) o yüzden onların bu konudaki görüşlerini tam olarak bilemiyorum. Açıkçası o adamlarla empati kurmak namına en küçük bir isteğim de yok. Irak savaşında geceyarıları sevinç çığlıkları atan m. ali birand'la nasıl empati kurulur ki :)
Ancak son dediğinize katılmamak elde değil, gönüllüsü olduğum EMO'da defalarca linux tanıtımı, pardus tanıtımı yaptık ancak bunun durmamız gereken konum olduğunu düşünmüyorum. Üretimden kopuk apayrı bir çalışma haline geliyor.
Ve evet özgür yazılım soldan vurur çünkü içinde sadece tüketici olmanın dışında üretimin önemini gnu felsefesiyle ilgili okuduğum dökümanlarda gördüm. Bunu da Marx'ın yabancılaşma kavramına benzetiyorum. Üretim bandında sadece tornavida ile vida sıkan bir insanın (işçinin) ürettiği arabaya yabancılaşması ve yine bu arabayı belkide hayatı boyunca hiç bir zaman kullanamayacak olmasını yabancılaşma kavramına örnek verebiliriz. Burada da insanların defalarca kullandığı ürünleri sadece bir iki tuşa basarak kullandıkları (özgür yazılım olmayan programlar) altında ne çalışır, bu nedir, nasıl çalışır sorusunu sormadan yıllarca kullanmak zorunda bırakıldıkları bir durum vardır. Programı alırsınız ve içine bakamazsınız yasaklanmıştır, program sizin dışınızda kullandığınız tornavida olmuştur çoğu zaman onu üretenin sizin gibi bir insan olduğu bile unutulur gavur yapmış abi denir üzerinde düşünülmeden geçip gidilir. İşte tam bu noktada yabancılaşma olabileceği en güçlü halini almıştır. Uzaydan inme bir program ve onu hayatımın sonuna kadar (sosyal güvenlik yasasına göre 65 yaşımda emekli olacağım) fare yardımıyla kullanmaya görevlendirilmiş ben. İşin diğer yanları da tartışabilinir geliyor. Mesela özgür yazılımın felsefe olarak bir programın lüks olmadığı herkesin kullanabileceğini ifade eder.
Sol da aynı yöntemle yola çıkmıştır çoğu zaman ve burada iki kavramı açmamız gerekiyor:
Sekiz ay kadar önce, Brüksel'de, bir et lokantasında, hoş bir kırmızı şarabı yudumlar ve pek bir lezzetli etimi beklerken, cep telefonumla politikacıların neden özgür yazılımı sevdiklerine dair bir-iki tweet çiziktirmiştim. Aktarıyorum:
is going to start with the "Why politicians like open source" series in a moment or two...
Socialists: Because it is for freedom, and is achieved through sharing...
Liberals: Because it is good for competition, and strengthens the individual against the establishment...
Communists: Because it gives the means of production back to the hands of working class, and they love RMS's beard...
Conservatives: Because it is good for SMEs, and vitalizes the economic development... and it reinforceş the family values...
Greens: Because it is environment-friendly, and no animals were hasmed while producing...
Nationalists: Because it is against multinationals, and you may brand it with your flag or other national symbol...
Anarchists: Because it has no central authority, and open source guys have long hair...
and this concludes our series, let me know if anybody is left out...
Evet Linux bir kesimin değil sadece her tür görüş ve her çeşit insanın,herkesin,malı olarak nitelendiriliyor.Acaba bilişim dünyasında ünlü kişilerin söylemlerimi etkili diye düşünüyorum.Microsoft CEO'su "Linux komunizmdir" demişti.
Sonradan "Unix Amerikanın bir eseridir.Amerikan teknolojisinin dna sını içeren birşeye karşı nasıl olurda Amerikan karşıtı olur?" söylemleri yayılmıştı.
EMO aslında önemli bir miktarda mühendislik çalışması yapıyor.
Enerji ve telekomünikasyon alanlarında uzun yıllardır, sadece özelleştirme karşıtı bir tutum sergilemiyor, aynı zaman son derece yapıcı biçimde neyin hangi sebeple ne şekilde yapılması gerektiğine dönük öneriler de getiriyor. Ha bu öneriler hükümetlerin tercih ettiği şeyler olmaz ise, bu onların bileceği bir iş. Ama EMO bir çok konuda önemli mühendislik çalışması yapmakta. Sadece bu çalışmaların sonuçlarını nasıl kullandığı farklı. EMO bir şirket değil, anayasa maddesine istinaden kamu kurumu niteliğine sahip bağımsız bir kuruluş ve bu kuruluşun amaçları ve görevleri de belli. Bu nedenle EMO'nun mühendislik çalışmalarının sonuçlarını kullanması da kendi amaç ve görevleri kapsamında olacaktır.
Özgür yazılım da burada bir istisna değil. Özgür yazılım alanında da mühendislik kullanılarak sonuçlar elde etmek mümkün ve bu sonuçları da ürün geliştirme türü daha çok şirketlerin uygulama alanına giren faaliyetler yerine politika geliştirme gibi EMO'nun faaliyer alanına giren faaliyetlerde kullanmak mümkün.
Sol ve Linux ilişkisine bakarsak, öyle şaşırtıcı veya karmaşık bir durum yok aslında.
Sol görüşe sahip çevreler içinde özgür yazılım önemli destek görmekle birlikte açık kaynak mı özgür yazılım mı tartışmasında görebileceğimiz ikilem de ayrıca tartışılmakta. Sol görüşte yayınlarda sık sık, "özgür yazılım kapitalizmin balık yemi olarak yeni sömürü düzenlerine açılım mı sağlıyor?" türü sorular da tartışılıyor. Solun kendi kendisini, hatta solun gerekli olup olmadığını bile tartışabilen yapısı zaten bunu gerekli kılıyor.
Öte yandan özgür yazılım tüm insanlığa ait bir kavram ve sadece bir siyasi görüşe atfedilemez. Sol görüş ile uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar da özgür yazılımları kullanmakta ve bu sayede önemli değer ortaya koymakta. Değer üretmenin de sağı solu ortası yok. İsteyen herkes çalışmakta üretmekte özgürdür.
Sol bu konuya, değer üreten insan zaman içinde olgunlaşır ve solun savunduklarını kendisi keşfeder diye bakabilir. Böyle bakarsanız özgür yazılım yine solun çerçevesi içine sığacaktır. Ancak bu bir bakış açısıdır ve başka bakış açıları içinde geçersizlenebileceği için sadece bu bakış açısından bakan birisi için mutlakiyet arz eder. Böyle başka bir sürü bakış açısı bulabilisiniz. Aynı olgulara bakarken, her bir bakış açısı size farklı ön kabulleri dayatır ve o ön kabuller ışığında gözlenen olgular da sizin mutlakiyetler listenizi teşkil eder.
Bu nedenle, eğer konuya bakış açınız belli şeyleri zımnen kabul ediyor ise, o zaman sizin görüşünüzde özgür yazılım sol görüşün ve örgütlü mücadelenin doğal bir yansıması olacaktır. Bu sizin için o kadar doğal bir sonuç olacaktır ki - sorgulama ihtiyacınız dahi olmayacaktır.
Bu yazınızı esasında "Linux - Yazılım - Politika " konusunu araştırken buldum.Son zamanlarda oldukça dikkatimi çeken bu konuda bilen biri olarak sizlerin görüşünü almak istedim.Bildiğim kadarıyla EMO ülkemizde mühendislik çalışmalarından ziyade politik duruşuyla dikkat çekmekte.Birçok sol eğilimli kişi "Microsoft Amerikan malı ve tekel" diyerekten Linux'u adete kendi simgeleri haline getirmekte.Bu konuda görüşleriniz nelerdir?
Hatta politik görüşü simge etmek gibi vahim olan bir durumda var; Microsoft'un kendilerini izlediği yönünde bir kanıya sahip olması.Google tüm altyapısını özgür yazılım ile oluşturmakta ama kimse nedense bu konuyu es geçmekte yada görmemekte.Google da yaptığnız aramalar sonucunda bir siteye girdiğinizde meşhur google reklamları açık bir şekilde daha önce yaptığınız arama sorgularıyla birebir örtüşür.Hatta gmail'e gelen bir e-mail içindeki kelimelerle ilgili reklamlar gelmekte.Sizinde bahsettiğiniz gibi yazılım özgür olup olmadığı değil kullananların niyeti biraz daha önemli.
Paul Grahamn gerçekten de hoş bir yazı yazmış. Tabii onun ABD'deye özel bir yazı yazdığını, ülkemizde girişim sermayesi veren "VC" kitlesinin parmakla sayılır olduğunu, ABD'deki VC fonlarının on binde birinden az fon bulunurken girişildiğini unutmamak gerekli. ABD girişimcilik reçeteleri içinde önemli bir rol oynayan VC mekanizması ülkemizde gelişmediği sürece - ki bu sadece fonların artması demek değil, nasıl kullanıldıkları da önemli - ABD'de kaynaklı yorumları süzerek okumak ve değerlendirmek gerekli.
Sadece Türkiye'de değil. Her ülkenin ABD'den farkları var. İngiltere için de mesela, en büyük sorun ofis kirasının 5 yıllık peşin ödenmesiymiş. 5 yıllık kira, buradaki kiralarla bile önemli bir başlangıç maliyeti.
Yani her ülkenin girişimcilik koşulları farklı. Her ülkeyi farklı değerlendirmek gerekli.
Hocam bu harika bir fikir:) Yeni yılda görüşmek üzere..