Ekonomik kriz, Ö/AKK, arz-talep dengesi 16 November 08, Sunday @ 15:56

Görkem'in blog girdisi ve benim yorumum üzerine sevgili Erhan Ekici de bir yazı hazırlayıvermiş. Üstelik benden daha çok çalışmış, çeşitli pazar araştırmalarına da referans vermiş. Eline sağlık.

Ben de onun kaldığı yerden devam edip, ekonomik kriz Ö/AKK için ne gibi bir etki yaratır bunu tartışmaya devam etmek istiyorum.

Erhan'ın da çok net vurguladığı biçimde, bilişim harcamalarında danışmanlık ve benzeri hizmet alımları ağırlık kazandığı için, Ö/AKK yazılımların sıfır lisans maliyeti içermesi çoğu kez o kadar da belirleyici bir karar verme kriteri oluşturmuyor. Satın almayı yapan kişi toplam maliyeti gözlemleyebiliyorsa, o zaman toplama dönük diğer katma değerleri irdeliyor. Burada istisna oluşturabilecek bir iki yer var - o da hizmet alımını fazla yapamayan bazı kamu kurumları ve çoğu kez bilişim şirketleri. Ama o konuya başka yerde girmek gerekli. Konumuz dağılmasın.

Bunların hepsi iyi güzel hoş değil mi? Ancak krizi hep aynı yönden bakarak irdelerseniz eksik bakmış olursunuz. Ekonomistler de dahil olarak, konuları insanlara kolayca açıklamak için sadeleştirmekten hoşlanıyoruz. Bir kriz varsa o krizi hemen arz krizi yada talep krizi olarak sınıflandırmak da bunlardan birisi. Bazılarına göre şu andaki kriz bir talep kriziymiş. Çünkü piyasalarda talep - nakit eksikliğinden dolayı - daralıyormuş.

Bu kadar düz bir bakış belki ülkeleri birer kalem olarak gören düz bir ekonomik modelde doğru olabilir. Ancak, ne yazık ki ekonomi o kadar basit bir şey değil. Ne tek bir ürün var, ne tek bir pazar ne de tek türde müşteri. Yani ECON1xx derslerinde bize anlatılan, mühendislere de tek dönemlik sıkıştırılmış ekonomik dersinde gösterilen şeyler sadece teorik temeli anlamak için gereken öğretim modelleri. Biz makro ekonomik gelişmenin belli sektörlerdeki etkisini inceleyip, sonra da tersten bakarak bu etkinin mikro sonuçlarını toplayarak makro ölçeğe olan tepkiyi görmek durumundayız.

Şimdi talep daralmasını temel düzeyde incelersek, bunun arzı oluşturan şirketlere olan etkisini üretimin durdurulması olarak görüyoruz. Üretim durunca, stoktaki ürünlerin satılması ve bu sayede stoğun eritilerek idare edilmesi hedefleniyor. Bu arada enerji, hammadde, nakliyat gibi giderler azaltıldığı için de daralan nakit akışı ile dahi idare edebiliyorsunuz. Burada üretimin ertelenmesinin etkisini çeşitli biçimlerde irdelemek mümkün. Yine temel ekonomik kuram bize üretimin 1) girişimci, 2) sermaye, 3) işçi, 4) hammadde ile yapıldığını, daha gelişmiş kuramlar bunlara 5) teknoloji ve belki de 6) pazarlama becerisinin eklenebileceğini söylüyorlar. Yani temel dörtlü ve ek ikiliden hepsinin az az olması gerekli ki üretim olsun. Herhangi birisini yok ederseniz üretim asla olmaz.

İşte tipik hata da burada oluyor. Temel dört girdiden birisi ile diğerlerinin ikame edilebileceği var sayılabilir mi? Örneğin girişimciler işçileri ikame edebilir mi? Lokantada mutfağa geçen bir patron söz konusu ise evet ikame eder. Ama fabrikada özel bir cihazı tamir eden usta işçinin yerine geçen bir holding patronu söz konusu ise etmez. Benzeri biçimde, sermaye de hammadeyi satın alabildiği, fazladan işçileri işe alabildiği için bir yere kadar diğerlerini ikame edebilir. Ama bir yere kadar. İşte o bir yerin nerede olduğu sektörden sektöre - ekonmistleri deyişi ile üretim kipine göre - değişkenlik arz eder.

Hizmet sektöründe çalışan bir şirketin stok tutma şansı yoktur. Hizmet üretimi için en azından bazı anahtar personelini sürekli olarak elinde tutması gerekir. Ayrıca anahtar olmayan personel içinde de çok hızlı isim değişiklikleri verimliliği öldürür. Çok basit ancak İstanbul gibi şehirler için çok geçerli bir örnek vereceğim. Falanca müşterinin adresini bulmak zor ise, her seferinde farklı insan yollamak işgücü israfıdır. Bu nedenle hizmet şirketleri için personelini elinde tutmak önemlidir.

Dolayısı ile hizmet şirketlerinde ve hizmet şirketleri ağırlıklı olarak çalışan sektörlerde başlangıç sermayesi gerektiren makina parkı alımları gibi maliyetler az olurken, sürekli olarak yapılan harcamalar yani faaliyet giderleri çok olur. Ö/AKK iş modellerinde de bu böyledir. En temel Ö/AKK iş modelleri daima hizmet sunumu üzerine kurguludur. Genelde hizmet üretimi ile elde edilen birikim ile daha sonra ürün geliştirilmesine dönük çalışmalar yapılması beklenir.

İşte şimdi krizden dolayı hizmet alımları azaltılırken, projeler - şimdilik - üç ila altı ay süreler ile ertelenirken, belirgin biçimde hizmet ağırlıklı gelirleri olan Ö/AKK şirketleri için önemli sorunlar oluşuyor. Çünkü ilerideki iş sürekliliği için anahtar personeli elde tutmak gerekirken, bir yandan da bu şirketlerin işletme giderlerini nasıl karşılayacakları sorusu ortaya çıkıyor. Kiralar, personel giderleri ve benzeri giderler için belli bir süreyi kaldıracak bir nakit stokları olduğunu düşünürsek o süre boyunca sorunsuz ayakta kalabileceklerdir. Ancak o süre aşılırsa ciddi sorunlar yaşanacaktır.

Bazılarının tipik bir var sayımı vardır. Sermayenin durduğu yerde bekleyebileceğini ve zamandan bağımsız olduğunu düşünürler. Halbuki sermaye durduğu yerde bir güzel aşınır. Enflasyon olmasa dahi aşınır ve eksilir. Hizmet şirketlerinde sermayenin diğer temel varlıkları ikame etme kapasitesi üretime göre - bence - daha sınırlı olduğu için sermayenin aşınması da daha hızlı olur.

Uzun lafın kısası, tıpkı diğer hizmet şirketleri gibi hizmet ağırlıklı gelirleri olan Ö/AKK şirketlerinin de ayrıca dikkatli olması gerekiyor.

Peki bu durumdan etkilenmeyen kim olabilir? Yada kolay bir çıkış yolu var mıdır?

  • Hizmete ek olarak ürün geliştirme çalışmaları olan ve şu yada bu şekilde ürün gelirleri de bulunan Ö/AKK şirketleri bu dengesizlikten o kadar da çok etkilenmeyecektir. Belki Red Hat yada Sun gibi firmaların krize daha umutla bakmasının arkasında bu vardır.
  • Ancak hazırda bir ürünü olmayan hizmet şirketlerinin de - krizde hizmet satamadıkları için - bodoslama biçimde ürün geliştirme projeleri yapması doğru mudur onu da ayrıca tartışmak gerekli. Ne de olsa ürün geliştirmenin önemli maliyetleri var.
  • Yine önemli bir diğer olgu da temelde ürün şirketi olan şirketlerin girdilerini artırmak için hizmet alanlarına da geçici girişler yapması ve bu alanda geçici oldukları için sektörün alıştığından düşük maliyetler sunmaları. Bu maliyetler alıcılar için çekici olacaktır. Aslında sürdürülebilir maliyetler olmadıkları bellidir ama kriz döneminde bir iki kez ucuz etin yahnisi yense, yavan da olsa karın doyuracağı için alıcılar bunlara yönelebilir. Bu yaklaşım sektörde oturmuş hizmet firmaları için yıkıcı olmaz ama krizin etkilerini derinleştirir ve kriz sonrası toparlanma süresini uzatır.



Tags: Özgür Yazılım  Genel 

Comments

#1   Ceyhun ALYEŞİL commented 05 December 08, Friday @ 14:59

Krizin etkisi ne olmuş bilmiyorum ama bugün kendi istatistiklerime bakarken genel trendleride incemeye koyuldum ve bu konuda bir iki yazı kaleme aldım, kasım ayı ortalama dağıtım oranları şöyle:
2008 WinXP W2000 Win98 Vista W2003 Linux Mac
Kasım 72.0% 1.8% 0.1% 15.1% 1.6% 3.8% 5.3%
Listenin devamanına bakıldığında Linux oranının %4'ü geçemediği Mac'inse düzenli bir artış eğilimi gösterdiği farkedilmekte. Benim düşüncem yeterli reklam yapılmadığı takdirde bu oranların fazla değişmeyeceği yönünde. Elbette tek kaynak açısından bu oranlar artış veya azalış gösterebilir ama tüm listeye bakıldığında görülen değişim oranı fikir vermeye açısından yeterlidir.

Post a comment (max. 3000 character)

Your name: Comment:
Number of remaining characters: