Bir süredir sevgili Görkem'in ufak tefek notlarını Facebook üzerinden takip ediyorum. Sadece ben değil, Erkan Tekman gibi özgür yazılım camiamızda tanıdığımız isimler de takip ediyor, altına notlar düşüyor.
Bu hafta içinde Görkem, krizin Ö/AKK üzerindeki etkisini irdeleyen, biraz da kötümser bir kaç not düştü. Ben de okuduktan sonra gecikmeli de olsa bir yorum yapmak istedim. El değmişken, yorumumu buraya da kopyalayıp yapıştırasım geldi.
Ö/AKK nın bir yerde fırsat yaratması için Ö/AKK nın farklı yapısından kaynaklanan bir katma değer yaratması gerekli. Kriz ortamında salt Ö/AKK yazılım alt yapıları kullanmaya geçiş özellikle görülür bir maliyet avantajı yaratmayacaktır. Çünkü normal şartlarda sahipli yazılımlardaki güncelleme, yeni sürüm alma gibi lisans maliyeti oluşturan kararlar erteleneceği için Ö/AKK geçişi yapmayan bir rakiple görülür bir maliyet farkı oluşmayacak.
O halde Ö/AKK'yı düz bir maliyet indirici olarak görmemek gerekli. Ö/AKK'nın daha gelişmiş etkilerinden yararlanmayı becerebilen kişiler buradan fırsat çıkartabilir.
Ancak bu da genelde kişinin veya kuruluşun kendi iş yapış biçimi tarafından kısıtlanıyor. Örneğin çoğu kez önerilen kar paylaşımı modeli ile çalışmak, Ö/AKK için çok uygun bir iş ortaklığı modelidir. Bir yerde bir Ö/AKK ürünü üreten, diğer yerde onun üzerinden iş yapan iki ticari varlık kar paylaşımı üzerinden sinerji yaratabilir. Ö/AKK bu sinerjinin olmasını kolaylaştıracaktır. Bununla birlikte, varlıklardan birisi yapısı ve işleyişi gereği kar paylaşımı yapamıyorsa, o zaman iş ortaklığı böyle kurgulanamaz.
Edevlet girişimlerinde Ö/AKK'yı kullanarak yaratıcı, yenilikçi iş modelleri kurmak çok zor. Çünkü tanım gereği devlet, statükocudur. Yukarıdaki gibi modeller kurmakta, işletmekte zorlanır.
İki ifadeyi alt alt koyunca, edevlet ve kamuyu hedefleyerek krizde Ö/AKK ile fırsat yaratalım demek o kadar da kolay değil diyorum.
Tags: Özgür Yazılım Genel