29 Mayıs ve 31 Temmuz tarihli girdilerime devam niteliğinde bir yada bir kaç girdi daha yazacaktım. Bu sefer çok beklememe gerek kalmadı.
Ülkemizde özgür yazılım geliştiren şirketleri merak eden birisi bu şirketlere ulaşamıyor dediğimiz zaman en azından arama motorlarının etkisiz kaldığında yola çıkıp yaptığım beş esprili saptamanın üçüncüsüne sıra geldi. Ne demişim?
- Türkiye'de özgür yazılım geliştiren firmalar vardır ancak özgür yazılımların en önemli yaygınlaşma aracı olan İnternet'i kullanmayı bilmediklerinden, Google'da aranınca bulunamazlar.
Şimdi İnternet'i kullanmayı bilmemek ile bilerek kullanmamak arasında farklar var. Onu daha sonra ele alma sözünü (belki bu dizi içinde olmayan bir girdi ile) verip doğrudan doğruya İnternet'i kullanmayı bilmemek üzerinde duracağım.
İnternet'i görünürlük (İng. visibility) artırmak amacı ile kullanmak lamı cimi yok bir pazarlama (İng. marketing) faaliyeti. Özgür yazılım projelerindekilerin en büyük zaafı da herhalde budur çünkü bu işten azıcık dahi olsa anlayan kişiler bu projelerde bulunmaz. Bulundukları zaman da zorluk çekerler çünkü bir şeyi pazarlamak için onun artılarını eksilerini, pazarlamacının anlatacağı şekilde anlatmak gerekir. Örneğin IBM, HP gibi büyük şirketlerin bir ürünü olduğunda ortaya çıkan süreç çok farklıdır. Ancak özgür yazılım projelerinde bu öncelikli bir etkinlik olmaz.
Peki bu bir şirkette farklı mı olur? Projeyi geliştirenlerin bir şirket olması yada projeye bir şirketin sahip çıkması sihirli değnek misali bir fark mı yaratır? Bence hayır. Bir şirketin yürüttüğü bir özgür yazılm projesinin Google'da üst sıralara çıkması söz konusu ise, hiç bir fark yok. O şirketin, o yazılımın pazarlanması için bir strateji belirlemesi ve uygulaması gerekli. Bu pazarlama stratejisi içinde "evet biz şirketiz ama kodları çalmayacağız" ifadesinin de usturupluca yer alması gerekli ama büyük resimde kalmaya çalışacağımdan bu tür detaylara girmiyorum.
Peki İnternet üzerinde görünürlüğü artırmak nasıl oluyor? Yada İnternet için görünürlük nasıl tanımlanmalı?
- Öncelikle İnternet üzerinde bulunmak için bir nedeniniz var. Bunu tanımlamanız gerekli. Bu genelde bilgi, hizmet yada mal satmak yada değiş tokuş etmekten birisi için oluyor. Bunu tartışmamız gerekli. Eldeki projenin pazarlaması yapılırken amaç ne? Örneğin JBOSS şirket web sitesine girdiğiniz zaman gördüğünüz ilk üç şeyin ikisi başka bir üründen JBOSS'a geçmek için göç teklifi ve Amazon bulutu içinde JBOSS işletimi almak. Buradan JBOSS web sitesinin hizmet satmaya odaklı olduğunu görebiliriz. İki tanıdık hizmet ile bir de hizmet olarak yazılım odağı var. Yani JBOSS projesi çok nitelikli bir ara katman (İng. middleware) ürün ailesi çıkarmış olabilir ancak şirketin odağı hizmet olarak belirlenmiş ve o şekilde pazarlanıyor. Proje web sitesi ise farklı bir duruşta. Site blog ve podcast girdileri, seminerler, kaynaklara kolay ve hızlı erişim ile JBOSS kullanan veya kullanmayı düşünenlere yardımcı olmak üzerine kurgulanmış. Bakın yeni geliştirici elde etmek öyle pek de görünür bir amaç değil. Dolayısı ile JBOSS projesi ve JBOSS şirketi oturup İnternet üzerindeki görünürlüklerini kurgulamadan önce, oturup neden orada olduklarını düşünmüş ve buna odaklanmış. Aynı bakış açısı ile daha farklı bir projeyi örneğin Debian projesini incelerseniz farklı bir şey görürsünüz.
- Bir kere ne amaçla orada olduğunuzu tespit edince, ardından o amaca nasıl daha iyi ulaşacağınızı net düşünebilirsiniz. Örneğin ulaşmayı istediğiniz kişiler daha çok hangi yollardan ulaşılmak ister? Nelere değer verir? Bu gibi sorular, belki demografik bilgiler ile birlikte ele alınınca önemli bilgiler verir. İnsanların Facebook gibi sitelere yüklendiği bir dönemde eposta listesi kullanılır mı demeyin. Eğer erişmek istediğiniz kitle eposta listesine odaklı olacak bir kitle ise eposta listesi kurguanacak. Yok arkadaşlar anında mesajlaşma yazılımları ile konferans görüşmeye yatkın ise onlara benzer altyapı kurgulanacak. Bu nereden mi çıktı? Örneğin hata girdilerini takip edeceğiniz alt yapı bunlara olanak vermeli.
- Bir kere doğru erişim araçlarını seçtikten sonra insanları o araçlara çekmek gerekli. Açıkçası, bunun en geçerli yolu da içerik (İng. content) sağlamak. İçeriği olmayan bir yer daima kaybeder. Bu içeriğin de hedef kitlenize göre değişmesi gerekli. Eğer geliştiricileri çekecekseniz, onlara dönük içeriğiniz olacak. Eldeki yazılımı, onun kullandığı araçları, yardımcı yazılımları anlatan girdileriniz olacak. Eğer kullanıcılara yardımcı olacaksanız, o zaman içinde nasıl yaparım belgeleri, belki videoları olan, insanlara kullandıkları yazılım ile gurur duymalarını sağlayan, bunu sergilemeleri için resimler, logolar gibi şeyler içeren içeriğiniz olacak. Eğer hepsini istiyorsanız hepsi olacak ama farklı farklı yerlerde olacak. Hepsi karışmayacak. Bunları da koordineli yürüteceksiniz.
- Tıpkı yazılım projesinde olduğu gibi, içerikte de dışarıdan katkılara açık olmanız gerekli. Bu katkıları nasıl yürüteceğinizi, katılımcıları nasıl destekleyeceğinizi ve cesaretlendireceğinizi, ama aynı zamanda projenin kendi yönünü de nasıl koruyacağınızı bilmeniz gerekli. Çünkü katkıcı (İng. contributor) diyebileceğimiz bu insanların kendi değerleri, kendi düşünceleri ve iş yapış sistematikleri olacaktır. Bunların projedeki genel geçer ile uyumlandırılması sizin sorumluluğunuz.
- Hepsi tamam ve canlı bir içerik oluşturulmuş ise, o zaman arama motorlarına bir bakmak gerekir. Ancak ondan sonra arama motoruna dönük en iyileme (İng. search engine optimization- SEO) düşünebilirsiniz. Çünkü eğer canlı ve dolu bir içerik yokken arama motorunda yukarı çıkarsanız kısa sürede bir çok kişi proje web sitesine yada benzeri kaynaklara erişir ve beğenmeyip çeker giderler. Bu kadar basit. Bir alternatifinizin bir tık kadar uzak olduğu bir dünyada, gelen kişiyi o anda hemen tatmin edecek bir yapınız olması gerekli.
- Bu arada, meraklısına not: Hem JBOSS hem de Debian proje sitelerinin Google PageRank skorunu hesaplatırsanız 8 çıkıyor.
İşte bunları yaparsanız, o zaman ciddi anlamda canlı ve kendisini besleyen bir topluma ulaşmış oluyorsunuz. O zaman da İnternet'de görünür olmak için sizin özel bir çabanız lmasına gerek olmuyor. Zaten toplumunuz bunu sizin için yapıyor. Yani iş sadece nitelikli bir yazılım yazmaktan ibaret değil.
Anladığım kadarı ile ülkemizdeki özgür yazılım üreten şirketler bu tür bir çalışmaya şu yada bu nedenle kaynak ayırmıyor, ayıramıyor. Belki de bu tür bir çalışmanın öneminin farkında değiller. Yada bazı bahaneler uydurup onun arkasına sığınıyorlar.
Ama böylesi çalışmaların olduğu kaç proje var dediğiniz zaman parmakla gösterebildiğimiz sadece Pardus var. Biz Portakal Teknoloji olarak 2008 yılıyla birlikte birden fazla özgür yazılım projesini genel erişime açıyor olacağız. Bakalım bizim kendi projelerimiz bu ölçüde ne kadar başarılı olacak?
Bu yazıda bir soru işaretini yanıtlamaya çalışırken, başka soru işaretlerini ortaya çıkartmış olabilirim. Onları da zaman zaman başka yazılarda yanıtlamaya çalışacağım. Bakalım ne zaman olacak?
Tags: Özgür Yazılım Portakal Teknoloji