29 Mayıs tarihli blog girdimde Google'da çeşitli aramalar yaparak ülkemizde kimin özgür yazılım ürettiğini arayan birisinin hüsrana uğradığını aktarmış ve bunu esprili bir dil ile ifade etmeye çalışmıştım.
Yukarıdaki bağlantıyı takip edip okumaya üşenenler için - ki üşenmek insanın en güzel özelliklerindendir - yaptığım esprili saptamaları yeniden yazıp, daha sonra bu saptamalar üzerinden yorumlar yapmaya devam edeceğim.
- 71 milyon kişilik nüfusu olan Türkiye'de hiç yazılım geliştirilmediği için özgür yazılım da yoktur herhalde.
- Türkiye'de yazılım geliştirilmektedir ama hiç bir firma özgür yazılım geliştirmemektedir.
- Türkiye'de özgür yazılım geliştiren firmalar vardır ancak özgür yazılımların en önemli yaygınlaşma aracı olan İnternet'i kullanmayı bilmediklerinden, Google'da aranınca bulunamazlar.
- Türkiye'de özgür yazılım geliştiren ve bunu İnternet üzerinden duyuranlar o kadar evrensel bakış sahibidir ki, bunu Türkçe değil de İngilizce yada daha evrensel olması açısından Esperanto dilinde duyururlar. Hatta mümkünse notalar, periyodik tablo gibi sembolleri harf olarak kullandıkları diller icad ederler.
- Türkiye'de özgür yazılım geliştiren şirketler vardır ama kendilerini ifade etme becerileri yoktur.
Şimdi bu iddialardan başlayarak biraz ciddi yorumlara gidelim. Önce birinci ve kısmen ikinci iddiaları birlikte ele alacağım. Demişim ki koca ülkemizde yazılım geliştirilmiyor ki özgür yazılım geliştirilsin. Bu iddianın neresi ne kadar gerçekçi bunu tartışıp, bazı tanımlar yaparsak, belki bir tartışma zemini yakalarız. Öncelikle, yazılım üretmek ile neyi kast edip kast etmediğimizi düşünelim. Yazılım kullanarak kurgulanan her türlü hizmeti veya ürünü yazılım üretmek olarak saymalı mıyız? Yoksa sadece özgün bir işi mi üretim saymalıyız? Bu çok kilit bir soru. Bu soruyu nasıl yanıtlayacağınıza göre örneğin bir eposta sunucusu kurup, sonra bunu bir şirket içi portala bağlamak (ister Exchange artı Sharepoint olsun, ister Postfix-LDAP artı Joomla olsun) ve bu portal için özgün CSS'ler tasarlamak yazılım geliştirme sayılabilir de sayılmayabilir de.
- Aslında bu aynı zamanda tehlikeli bir soru da. Çünkü parmakla gösteremesem de yukarıda tariflediğim türden bir işi yapıp, isteğe özel portal geliştirme adı altında fatura kesen ve bu arada vergi muafiyet haklarından yararlanan bir sürü teknokent şirketi de vardır. Üstelik bir de sahipli yazılımlar söz konusu olduğunda, var olan yazılımın ticareti yani al-satı olan ve vergi muaf olmaması gereken bir ticari faaliyet, var olan yazılımı üretim girdisi olarak sayarak bir üretim ve ar-ge faaliyeti sayılmış ve vergiden muaf tutulmuş olur.
- Dolayısı ile özgün olmayan işlerin hesaba girip girmemesi konusu önemli bir konu. Ama bunu herkesin kendi takdirine bırakıyorum.
Buradan devam edersek (ve biraz da ikinci iddiaya kayarak), diyebiliriz ki - bazı özgün işler var ki, artık özgür yazılım yapsanız da yapmasanız da çok anlamlı olmuyor. Falanca firmanın yada kamu kurumunun sadece kendisine has iş akışına dönük bir yazılım yazarsanız ve bu yazılımı GPL yaparsanız, üçüncü kişiler ne fayda sağlar? Ancak o yazılımı yazarken, mümkün olduğunca değiştirilebilir, geliştirilebilir, özelleştirilebilir bir alt yapı kurarak yazmışsanız ve bu alt yapıyı da belgelemişseniz bir anlamı olur. Zaten başarılı özgür yazılm projelerinin en önemli özelliklerinden birisi de bu belgeleme konusu değil mi?
Ülkemizdeki özgün işlerin çoğunun herhangi bir standart gözetmeksizin, üçüncü kişilere yapılan özel yazılım işleri olduğunu var sayarsak, belki de özgür yazılım olsa dahi yaratacağı katma değer düşün olduğundan dolayı özgürleşemeyen sahipli yazılımlar olduğunu düşünebiliriz.
Peki özgürleşme potansiyeli yüksek olan ancak sahipli kalınan yazılımlar yok mu? Geçenlerde LKD için Popüler Bilim Dergisi'ne yazdığım bir yazı vardı. O yazıda sahipli yazılım üreten şirketlerin, mülkiyet kaygısını bir çeşit paranoya ile besleyerek, rakiplerini ve sonra da müşterilerini öcü olarak gördüklerini bu nedenle silahlanma yarışı misali, bir fikri mülkiyet tesis etme yarışına girdiklerini ifade etmiştim. Dr. Strangelove'ı izleyenler herhalde bunu çok daha güzel yorumlayabilirler. İşte belki de aslında ağırlıkla ABD'de gerçekleşen bir yarışın ülkemizdeki çarpık etkisi de olabilir. Aslında özgür yazılım olmaya çok uygun bir sürü yazılım nişinde hala onlarca sahipli yazılım ürünü var. Belki bu firmalar büyüyebilmenin, güçlenmenin sırrının ABD'deki firmalarda olduğu gibi bir fikri mülkiyet yarışında olduğunu sanıyorlardır. Ancak ne Türkiye'deki pazar ABD'nin aynısı ne de bizdeki firmaların özellikleri ABD'dei firmalar ile benzer.
O halde ülkemiz için özellikle saptanabilecek bir problem, özgür yazılım olmaya aday yazılım nişlerindeki firmaların bilinçlendirilip yazılımlarını özgür yazılımlar olarak geliştirecek olurlarsa elde edebileceklerinin onlara kanıtlanmasıdır. Eclipse ve Apache gibi uluslar arası örnekler, yazılım dışı sektörlerde ortak girişimlerin başarıları gibi somut örneklerin bu şirketlere anlatılması gerekli. Belki de bu konuda akademik çalışmalar da olmalı. İnsan bilimlerinde çalışanlar asla konu sıkıntısı çekmez doğru, ama biraz da bu konularda çalışsalar ne olur ki?
Bir oturuşta iki tane esprili iddia üzerinden biraz ciddi laflar sarf ettim. Şimdi ara verip diğer iddialara sonra bakmak gerek.
Tags: Özgür Yazılım Portakal Teknoloji