Bir kaç blog girdisi okurken bağlantı takip ede ede buradaki ilginç girdiye ulaştım. Takip edip okumaya üşenenler için, çok kısa özetlersek, Türkiye'nin yazılım ihracatının yıllık 15 milyon dolar gibi bir seviyede olduğu, ve bunun ana nedeninin de yazılım firmalarımızda bulunan bir vizyonsuzluk olduğu ifade edilmiş. Hem maddi hataları düzeltmek hem de konu hakkındaki görüşlerimi aktarmak isteyince son derece uzun bir yorum yazdığımı fark ettim. Bari kendi bloguma da koyayım dedim. Takip eden paragraflarda okuyabilirsiniz
Yazıdaki ana fikre katılmakla birlikte, istatistikler konusunda biraz düzeltme yapmam gerekiyor. Türkiye'nin yazılım ihracatı yaklaşık olarak 500 milyon dolar seviyelerinde. Yakında 1 milyar doları bulması konuşuluyor. Yani resim o kadar da kötü değil. Ama Türkiye'nin yazılım iç pazar potansiyeli ve dış pazara dönük avantajlarını göz önüne alınca yine de acınası bir miktar.
Ankara'daki büyük ölçekli yazılım şirketlerinin ve savunma sanayi şirketlerinin yazılım bölümlerinin bir nevi kamu işlerine odaklanarak rahatladıkları doğru ancak zaman zaman bu şirketler bu projelerde edindikleri deneyimleri ihracata odaklı olarak da kullanabiliyor. Örneğin Tepe Teknoloji, TSK için yazdığı ve yaklaşık 20 milyon dolar bedelle aldığı bir ihale işindeki yazılımın özelleştirilmesi sonucu Suudi Arabistan'a yaklaşık 200 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Ben bunu Tepe Teknoloji Genel Müdürü ile başka bir konuda görüşme yaparken laf arasında öğreniyorum. Başkalarının haberi dahi yok. Gazetelerde köşede kalmış bir haber olmuş ama miktar yok. Yada Havelsan'ın Barış Kartalı projesindeki işi aslında iç pazara dönük değil çünkü projeyi yürüten Boeing olduğu için Havelsan Boeing alt yüklenicisi olarak çalışıyor. Yaklaşık 1 milyar dolarlık işi Boeing'den almış durumda.
Yine istatistiklere hiç girmediğini bildiğim benzeri Ankara yazılım şirketleri de var. Bir dönem 150 küsür kişiye çıkan ETC vardı mesela. Sadece yazılım ihracatı yapardı. 150 kişinin ürettiği yazılımın satış bedelini merak ederim ama bilmem. Veyahut Siemens, Alcatel-Teletaş gibi uluslar arası şirketlerin Türkiye'deki birimleri, yurt dışındaki birimlerine yazılım sattığı zaman da bunlar çok dikkat çekmez. Merak edenler için söyleyebilirim, Siemens'in kendi iç yazılım ihtiyaçları (ki küçümsenecek bir şey değil) neredeyse tamamen Ankara'daki ve İstanbul'daki Türkiye ofislerinde karşılanıyor. Bu tür işlerde çalışan insan sayısı gene yüzler ile ifade edilir. Ama parasal değeri bilemem.
Esas mesele istatistiklerin derlenmiyor olması.
Bu tür istatistiklerin sağlıklı derlenmesindeki önemli bir engel firmalardan istatistiki bilgi istendiği zaman vur deyince öldür misali bir yaklaşım ile inanılmaz detayda veri istenmesi. Esas işi yazılım üretmek olan ve çoklukla asgari idari kadro ile (yani sıfır idari personel) çalışan yazılım şirketleri bu tür verileri sağlayamıyorlar.
Benim kendi masamda da TÜİK anketi duruyor. Muhasebecimiz ile o anketi doldurabilmek için çalışacak bir günüm yok ne yazık ki. Halbuki anket dediğiniz 15 dakikada doldurulabilmeli.
Portakal Teknoloji 2009'da yurt dışı pazara ciddi ürün satıyor olmayı hedefliyor olsak da TÜİK bu gidişle bunu 2010'ların içinde bir yerde gazeteden öğrenecek. Halbuki, Teknokent'e 3 ayda bir verilen ve Maliye Bakanlığı'na da ayrıca beyannameler içinde aktarılan verileri toplayıvermek çok daha kolay. Orada hem şu ana kadarki hem de ileriye dönük tahmini verilerimize erişebilirler. Belki TÜİK'in istediği kadar detaylı olmayabilir ama daha stretejik saptamalar için geçerli ve yeterli bir veri olacağından eminim. .
Hoş zaten TÜİK'in sorduğu çoğu soru da ar-ge yapan hele yazılım ihracatı yapan şirketler için anlamlı değil. Mesela aklımda yanlış kalmadıysa, aile fertlerinden ücretsiz ve SSK'sız çalışan (çocuk) olup olmadığını merak ediyorlardı. Bir bakkal dükkanı için geçerli olabilecek bir soruyu kurumsal pazara dönük çalışan yazılım şirketine sorarsanız doğru mu olur?
Sözün özü, iş yapılmıyor değil, sadece anlatılmıyor, reklamı yapılmıyor. Bu da başka bir problem. Onu da tartışmak gerekir.
Tags: Genel Portakal Teknoloji
Ben o ihracat rakamını microsoftun şu(http://kaan.basesistem.com/files/microsoftBulten.jpg) bülteninde gördüm. Zaten yazıyıda sinirlerimin bozulması üzerine yazdım. Yazıda kendi gözlemlerimde vardı tabii. Demekki microsoftta bu rakamları tam bilmiyor :)
Evet, eğer bir istatistiki derleme yapılmıyorsa bu da büyük bir sorun. Sonuçta ne durumda olduğumuzu bilmemiz gerekir bence. Yalnız ben yinede 1 milyar doların bile çok büyük bir miktar olmadığını düşünüyorum. Sonuçta koca bir ülkenin gelişen bir sektörünün yıllık ihracat miktarı bu.