Yazılım mühendisliği ve yönetimi, portföy yönetimi ve stratejik ar-ge yönetimi 28 June 08, Saturday @ 18:05

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaş sohbeti sırasında ODTÜ Teknokent'in içinde faaliyet gösteren firmaların 3 ayda bir Teknokent Yönetici Şirketi'ne vermeleri gereken faaliyet raporlarından bahsettim. Bu raporların son derece kapsamlı olduğunu ve aslında bunları detaylı biçimde üretebilmek için şirket işleyişi hakkında önemli miktarda verinin kayda geçmesi gerektiğini aktardım.

Tabii kaide gereği Ar-Ge demek illa ki yazılım demek değil ancak ODTÜ Teknokent içinde faliyet gösteren firmaların listesine ve teknoloji alanlarındaki dağılıma bakarsak elektronik ve yazılıma odaklı bir yapı oluştuğunu görebiliriz. Yani ODTÜ Teknokent yazılım ağırlıklı yada yazılım kullanan sistem ağırlıklı ürünler geliştiren şirketlerin baskın olduğu bir yer. O zaman ODTÜ Teknokent idaresi olarak şirketlerden bu kadar çok sürece dönük çalışma bekleniyorsa, ODTÜ Teknokent şirketlerinin de yazılım mühendisliği ve yazılım yönetimi (İng. software mangement) alanında bazı çalışmaları olması gerekir herhalde.

Tabii terimleri esnetmemek adına önce yazılım mühendisliği olarak neyi kast ettiğimi ifade etmem gerek. Benim gözümde yazılım mühendisliği, aşağıdaki kritik süreçlerin şu yada bu şekilde işletildiği bir süreçler bütünü:

  • Yazılım proje planlaması
  • Yazılım satın alma
  • Gereksinim belirleme
  • Yazılım tasarımı
  • Geliştirme ve test yönetimi
  • Sistem entegrasyonu
  • Belgeleme
  • Konfigürasyon yönetimi
  • Kalite güvence
  • Risk yönetimi
Şaka maka liste uzun. Hemen her madde için de IEEE olsun başka kuruluşlar olsun çeşitli standartlar hazırlamış. Yani kalkıp bu süreçleri fabrikavari biçimde yönetmeye kalkarsanız belki 15-20 tane standarta uymanız gerekebilir.

Şimdi benim bir Teknokent şirketinden görmek istediğim ve Portakal Teknoloji'de uygulamaya çalıştığım şey, Teknokent şirketlerinin ODTÜ'nün istediği faaliyet izleme formlarını (kısaca FİF diyoruz) hazırlarken, aslında bu formları kendi iç süreçlerinden üretmeleri. Yani tabii ki yukarıdaki süreçleri uygulamaya kalkarsanız o zaman bir sürü sonuç elde edersiniz ve bir sürü belgeniz olur. Bu sonuçlar veya belgeler illa ki bir ofis yazılımı biçiminde yada dümdüz metin olmayabilir ama belgeleme oluşur.

İşte buradan hareket ile aklıma gelen ve kesinlikle benim icat etmediğim, önceden başkalarının bulduğu bir şey şu. Eğer birden fazla projeniz varsa, o zaman yukarıdaki süreçleri bir portföy mantığı ile yürütmeniz gerekli. Çünkü sizin elinizde birden fazla projeden gelen birden fazla gereksinim kümesi, birden fazla tasarım, birden fazla konfigürasyon yöneitmine tabi varlık kümesi olacak. Bunların bazıları ortak da olabilir. Yani portföyünüz son derece karışık bir yapıda olacak.

Bence biz henüz bu anlamda portföy yönetimini el yordamı ile yapıyoruz. Herşey benim kişisel çalışmamın üzerine kurgulu. Bu da portföy yönetiminin bir süreç ol(a)madığının ana göstergesi. Kimde bu kadar süreç tanımlı derseniz, o başka tabi. Pek yapabilen de yok. Ama en azından iyi niyetli çabalar gösteren şirketler biliyorum.

Bu çabaları bir de ar-ge boyutuna taşırsak ne olur? Elinizde ar-ge projeleri, sonuçlar, üretilen bilgi, bilgiye dayalı varlıklar (nam-ı diğer entellektüel sermaye) gibi şeylerin olduğu bir diğer portföy oluyor. Bu portföyü bir de ar-ge destekleri, teslimat takvimleri, ticarileşmeye dönük planlar ile zenginleştirebilirsiniz. İşte bu kadar çok datayı takip etmeye kalktığınıza stratejik ar-ge yönetimi yapmış oluyorsunuz.

ODTÜ Teknokent'in istediği şey de bu herhalde. Ancak ODTÜ'de olsun başka üniversitelerin teknokentlerinde olsun ar-ge firmalarının bu türde bir faaliyet sürdürmesi için gereken kaynakları ve yönetim araçları olduğundan şüpheliyim. Teknokent yönetimlerinin biraz da bu konuda destekleyici çalışmalara girmesi gerekir diyorum.



Tags: Portakal Teknoloji 

Comments

Post a comment (max. 3000 character)

Your name: Comment:
Number of remaining characters: