Ev tipi veri merkezi olur mu? 12 August 08, Tuesday @ 17:06

Telekom operatörlerinin giderek artan Internet bağlantı hızı sunması sonucu, acaba evde veri merkezi kurabilir miyiz sorusu da gündeme geliyor. Haliyle başta ev olarak tasarlanmış binalardaki iş yerleri de benzeri bir durum ortaya koyacak.

Bu soruya yanıtım ne yazık ki hayır. Çünkü bu binaların elektrik alt yapıları - en azından elden geçirilmez ise - bu tür yüklere hazır değil. Açıklayalım.

  • Tipik ev tipi binada güç kablolaması ve sigortalar bir prizdeki toplam yükün 14 en çok 20 Amper akım çekmesi üzerine kurguludur. Bu miktar kabloların ve sigortaların eskimesi, ısınması gibi nedenler ile %20 varyasyona uğrayabilir. Yani tipik 14A sigorta, 11.2A akım çekerken de atabilir.
  • Peki bu kadar akım ile ne kadar güç çekebiliriz? Ülkemizde 220V AC bir gerilim söz konusu ama bu gerilim de 240V hatta 260V'a kadar çıkabildiği kadar 180V'a kadar da düşebiliyor. Bu durumda 180V AC gerilim altında 11.2A akım çektiğimizi var sayarsak, ikisini çarpıp 2016VA yani 2.0 KVA değerine ulaşıyoruz.
  • Peki bu kadar KVA kaç sunucu eder? Tipik bir sunucunun güç tüketimine bakarsak genelde 700VA'lik güç kaynakları ile karşılaşıyoruz. 1U yada 2U şaselerde bu ebatta 1 adet güç kaynağı bulunuyor. Bu güç kaynaklarının da bir varyasyonu var ama onun küçük yani %5-10 gibi olacağını varsayabiliriz. Yani 700VA güç kaynağı 735VA yada 770VA çekiyor olabilir.
  • Düz matematik ile 2.016 / 770 = 2.62 adet sunucu.
  • Aynı hesabı 20A lik sigorta için tekrarlarsanız 3.74 adet sunucu demek oluyor.

Yani ev tipi bir binada bir prize en çok 2 yada 3 tane 1U yada 2U sunucu bağlayabilirsiniz. Tipik olarak bir odadaki birden fazla prizin de aslında paralel olduğunu düşünürseniz, o zaman aynı odada 2 yada 3 tane sunucu demek.

Kısacası, Internet bağlantı hızları artsa da evden yada ev tipi binadan veri merkezi oldurabilmek için binayı kırıp döküp, elektrik alt yapısını baştan yapmak gerekli. Bu hızlar herhalde sadece IPTV uygulamalarına yarayacak.



Tags: Genel   ,  Comments: 2 ( Add your comment )
İşten ayrılırken bilgi çalmak? 10 August 08, Sunday @ 12:43

Özgür yazılım üretenler ve kullananların sahipli yazılım tarafından en büyük üstünlüğü herhalde bilginin çalınması korkusu ve bu korkunun yol açtığı eylemlerin maliyetinden muaf olmasıdır.

Bununla birlikte, daha geleneksel sektörlerin - ki bu sektörlerin dünya ekonomisinin yüzde 90 bilmem kaçını oluşturduğunu göz ardı edemeyiz - içinde bilgi güvenliği giderek artan bir önem kazanıyor. Bugün Information Week'de gördüğüm bir araştırmaya göre, ABD ağırlıklı bir araştırma sonucunda iş değiştiren 100 çalışanın 45'inin eski iş yerine ait verileri aldığı görülüyor. Bu verilerin niteliği de çok tehlikeli nitelikte. Hangi müşteride kiminle ne şekilde iletişim kurulduğu, teklifler, ve haliyle tekliflerin içinde fiyat dahil detaylar.

Verilerin dışarı çıkartılmasında en kolay yol, dokümanları kendi kişisel eposta adresine yollamak. İkinci yol da dokümanların USB çubuklar yada MP3 çalarlar gibi araçlar ile dışarı çıkartılması. E durum böyle olunca, rakiplerinizin size ait olan bilgiyi çalmasından şüphelenmek de sıradan bir hale geliyor.

Kişinin edindiği deneyimi, bilgiyi görgüyü yeni iş yerinde aktarması elbette ki hakkıdır. Sonuçta belli bir alanda çalışan kişi aynı yada benzer alanda çalışmaya yönlendiriliyor. Ama bir ürün tasarımı yada rekabet edilen bir durumda, müşteriyle olan yazışmaların aktarılması açıkça ahlaksızlık ve tartışmasız bir suç. Bu durumda söz konusu suçun

  • tespit edilmesi, ispatlanması, ve suçluların mahkemeye verilmesi ve cezalandırılması
en baştan zorlaştırılması yada tamamen önlenmesi gibi iki iş şirketlerin giderek artan oranda dikkatini çekiyor. Ben tabii ki önleme yaklaşımından yanayım. Yoksa ceza aslında sorun çözen bir yaklaşım değildir. Bir kişiyi cezalandırdığınız zaman ikinci kişinin aynı şeyi yapmasını engelleyemezsiniz.

Bir yandan üzülüyorum, bir yandan da özgür yazılım veri güvenliği araçlarının üretilmesinde (kendi çapımda) yer aldığım için gurur duyuyorum. Güncel ve önemli bir problemi yaygın biçimde çözebilmeye katkı koymak benim için çok güzel bir mühendislik gurur kaynağı.



Tags: Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Özgür proje tamam da özgür yönetim nasıl olacak? -2- 10 August 08, Sunday @ 11:40

Bir önceki girdimde, özgür yönetimi görünce nasıl tanırız sorusunu sorup bırakmıştım. Şimdi de bu soruya yanıt aramaya çalışacağım.

Madem ki özgür yönetimi proje içindeki kararların ve seçilecek yolların belli bir esneklik içinde o işten sorumlu kişilere bırakıldığı bir karşılıklı güven ortamı olarak tanımlıyoruz, o zaman bu ortamı nasıl gözlemleriz nasıl yakalarız ve eksikleri nasıl görürüz bunları da takip etmek gerekli.

Bu durumda herhalde bu karşılıklı güven ortamında aşağıdaki türde durumlar olacaktır:

  1. Geleneksel amir ilişkisi olan organizasyonlarda, terfi, zaman gibi konuları göz önüne alırsak proje yöneticisi projede çalışan elemanların mesleki geleceği üzerinde önemli bir söz sahibi olur. Bu nedenle proje yöneticisinin kararları sorgulanmaz. Halbuki özgür yönetimde karşılıklı güven ilişkisi olduğu için proje yöneticisinin kararları açıkça sorgulanabilir. Bu bir çeşit sorgulama - açıklama - uzlaşma çevrimine giderse harika sonuçlar verme potansiyeline sahiptir.
  2. Ekiplerdeki kişilerin proje dışında bir yaşamları olduğu asla göz ardı edilmez. Bu nedenle kişilerin hayatlarını eldeki projeye adamaları temel bir beklenti haline gelmez. Hoş zaten, tam zamanlı yada yarı zamanlı yada gönüllü olarak katkı koyan kişilerin her birisinin sınırları vardır ve bu sınırların zorlanması, çok kısa dönemde üretim miktarını artırsa da orta ve uzun dönemde verimliliği düşürerek zarara neden olacaktır.
  3. Ekipteki herkesin yetkileri ve sorumlulukları dengeli olur. Klasik proje yönetim anlayışında, taahhütler vermek bir yetki olarak düşünülebilir. Halbuki taahhüt vermek aslında sorumluluk almak demektir. Sorumlulukların yanında yetki gelmez ise bu kişiyi yavaş yavaş yıpratır. Özgür yönetim anlayışında bu tür sorumluluk yanında bir miktar da yetki ile gelir.
  4. Özgür yönetim anlayışında projede yer alacak kişilerin kaynaşması için sosyal alan bırakılır ama bu kaynaşma zorunlu hale getirilerek ruhundan kopartılmaz. Her ayın üçüncü salısı bowling oynamaya ve dördüncü perşembesi yemeğe gidilerek sosyal alan değil, rutin bir angarya yaratılmış olur.
  5. Ekip içindeki liderliklerin el değiştirmesi normaldir. Zaman zaman kişiler yorulabilir yada daha az zaman ayırmak zorunda kalabilir. Bu durumda işi devralacak bir kişinin bulunması ve işi devredenden öneriler alması gerekir. Özgür yönetim söz konusu olunca, yeni liderin kim olacağı şu yada bu şekilde ama özünde uzlaşı ile belirlenir. Atama fazla tercih edilen bir yöntem olmaz.
  6. Özgür yönetimin olduğu projelerde projeye eklenen yeni isimler ve projeden ayrılan eski isimler değerlendirildiği zaman, kişilerin projeye ve proje ekibine kattıkları ve proje sonucuna olan katkıları düşünülür. Diğer kriterler, örneğin nereden gelinip nereye gidildiği gibi geleneksel kariyer basamağı yaklaşımları ikincil kalır. Bu nedenle "falanca yere gitti" yerine "bize şu katkıyı koymuştu, falancanın da şu derdini çözmüştü" gibi cümleler duyulur.

Bence sadece küçük organizasyonlarda yada özgür yazılım projelerinde değil, bir kamu kurumunda yada dev bir şirkette olsun, böyle göstergeleri olan bir proje ekibi bulmanız mümkün. Bu göstergeleri gördüğünüz zaman projenin en azında bir ölçüde özgür bir yönetime sahip olduğunu söyleyebilirsiniz.



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 1 ( Add your comment )
Özgür proje tamam da özgür yönetim nasıl olacak? -1- 09 August 08, Saturday @ 17:08

Dünkü girdim ilgi çekici biçimde hızlı bir iki telefon yorumu aldı (arayanların adı bende saklı kalsın) ve pek de kötü olmayan yorumlar alınca sevinmedim desem yalan olur.

Bu sevincin verdiği heves ile yazıda değinmediğim özgür yönetim konusunda da biraz kafa patlatayım istedim. Öncelikle özgür yönetim ile neyin anlaşılacağını düşünmek gerekli ki arkası gelsin.

  • Özgür yönetim, proje yönetiminin karar almada özgür olması mıdır? Yoksa herhalde şirketler ve benzeri örgütler özgür yazılımlarına dahil olduğu zaman bu projede yer alan kişileri sadece hayrına projelere dahil etmez değil mi? Bir üst düzey beklenti vardır. Bu beklentinin karşılanması, projenin karar verme mekanizmasında ne kadar etkili olur? Etkili olmalı mıdır? Sadece şirketler değil, herhangi bir grup insanın belli bir beklentisi projenin karar mekanizmasını etkiler mi?
  • Peki özgür yönetim, projedeki insanların açık ve takip edilebilir bir süreç ile proje yönetimini seçmesi özgürlüğü müdür? Yani özgür projede doğal lider olmasa da liderler seçilse olur mu? Bunun zararları olacak mıdır? Peki projeye konan katkı sonucu kazanılan meritokratik değer kullanılsa anlamlı olur mu? O zaman büyük kurumların insan kaynakları bölümlerinin performans değerlendirme yaklaşımlarına benzer bir terfi mi söz konusudur?
  • Bunlar da değilse, özgür yönetim, proje içindeki kararların ve seçilecek yolların belli bir esneklik içinde o işten sorumlu kişilere bırakıldığı bir karşılıklı güven ortamı mıdır? Yani bir işi gerçekten o işi yapan bilir diyerek temel kararlara kadar işi yapanlara karar aldırmak - yada en azından karar dahil etmek - özgür yönetimi sağlar mı?
Zor bir tanım değil mi? Ben bu girdide, üçüncüsünün özgür yönetim sayılacağını var sayacağım. Yani içinde grupların kendi gündemleri olabilen, yönetimin de seçilmemiş ama bir şekilde atanmış olduğu, bununla birlikte, bireylerin karar verme mekanizmasına aktif katkı koyduğu herhangi bir proje yönetim anlayışını özgür yönetim olarak var sayacağız. Bu tanımı biraz daha farklı yapmak, bazı konularda daraltma bazı konularda genişletme yapmak herhalde mümkündür.

Peki o zaman özgür yönetimi gördüğümüz yerde tanımak istiyorsak, aramamız gereken işaretler neler olmalıdır?



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Özgür yazılıma özgür proje, özgür projeye özgür yönetim 08 August 08, Friday @ 14:26

Özgür yazılım şirketi olmak üzerine yazdığım girdilerin yanı sıra, içinde bir şirket olsun olmasın bir özgür yazılım projesinin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda da kendimce ahkam kesmek için bir saplama yapasım geldi.

Özgür yazılım dediğimiz şey haliyle kodun ve benzeri özgürce dağıtılan ve değiştirilebilen çıktıların bulunduğu bir proje. Bu nedenle bu projede çalışan kişilerin de bu gerçeği kabullenerek işe başlaması gerekiyor. Bu benimdir diye bir yaklaşım yerine bu hepimizindir diye bir yaklaşımı anlamak ve yaşamak gerekli.

Dolayısı ile bir projeye daha başlarken bazı şeyleri düşünüp taşınmak ve özgür yazılım üretecek olan projeyi de en baştan özgür bir süreç ile başlatmak çok doğru. Elbette sahipli yazılım projesi iken yarı yolda dönüşerek özgürleşen projeler de yok değil. Open Office bunun çok güzel bir örneği. IBM ve benzeri büyük şirketlerin benzeri dönüşmüş uygulamaları da yok değil. Ama idealde, bir projenin en baştan özgür yazılım çıktı vereceğini düşünüp öyle başlamak gerek.

Peki bu düşünüp taşınmanın içeriği nedir? Bir çok şeyin arasında, projenin nasıl yönetileceğini de düşünmek gerekli. Klasik proye yöneticisi ve proje yönetim ofisi yaklaşımına sahip kabalablık kuruluşlardaki yöntemler mi uygulanacak? Peki bu şekilde çalışan kuruluşlar ile iletişim gerekecekse ne olacak? Aynı şekilde proje içinde geliştiriciler ve diğer katkıcılar, ayrıca kullanıcılar karar verme mekanizmasına nasıl katılacak? Bu tür bir sürü soru var.

Bu tür sorulara bir kere yanıt verildikten sonra, bu yanıtların insanlar ile paylaşılması gerekli. Çünkü bir kere kurallar koyarsanız, onları hiç kimse için esnetmeyeceksiniz.

Öte yandan bir projeye dahil olmuşsanız da o projenin yönetim yaklaşımını araştıracaksınız. Bu yaklaşımı beğenmiyorsanız da o yaklaşımı makul sınırlar içinde ve makul yöntemlerle eleştireceksiniz. Örneğin bizim içinde bulunduğumuz OpenTC projesi AB Komisyonu yönetmelikleri ve 23 ortağın kendi aralarındaki birer sözleşme ile yapılandırılmış durumda. Bu nedenle OpenTC'nin nasıl yürütüldüğü konusunda söyleyebileceğimiz sözler de bu sözleşme ile sınırlandırılmış durumda. Bunu kabul ediyoruz. Yada bir Apache Vakfı projesi yürütürseniz, onun da genel çerçevesi çizilmiştir. Bunu da kabul edersiniz.

Bir projenin özgür yazılım projesi olması, o projenin yürütülmesini ve yönetimini de özgür bir sürece sokar ama özgürlük kafanıza göre davranmak demek değildir. Eğer kafanıza göre davranmak isterseniz, bir başka proje başlatırsınız ve ilk projedeki özgür bileşenleri rahatlıkla miras alırsınız. Ondan sonra kendi projenizde sizin gibi düşünmeyenleri nasıl idare edeceğiniz gerçeği ile - yani resmin öteki yüzü ile karşılaşmış olursunuz. Özgür yazılım buna izin verir. Sahipli yazılımlarda bunu yapamazsınız.

Şimdi bunu neden yazdım derseniz, biz Portakal Teknoloji olarak kısa süre içinde birden fazla özgür yazılım projesini - proje yürütücüsü sıfatı ile - genel katkıya açık hale getireceğiz. Bu katkı sürecinde hem geliştiriciler hem de farklı türde katkıcıların kaıtlımı sadece verilen işleri yapmak şeklinde olmalalı. Ancak karar verme sürecine olan katılımın nasıl sağlanacağını da düşünmek gerekli.

Mete sağ olsun, bu ara kodlama standartı, sürüm çıkartma süreci, inşa yönetim süreci gibi konularda çalışıyor. İşin kodlama hariç kısımları ise haliyle bende kalıyor. Bakalım bunun da altından kalkabilecek miyiz? Ben bizim ekibe yine çok güveniyorum.



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Cuil o kadar da havalı mı acaba? 03 August 08, Sunday @ 19:35

Bu aralar basında Google, BEA Systems gibi firmalardan ayrılan ar-gecilerin kurduğu Cuil (İngilizce cool yani havalı sözcüğü ile sesteş) arama motorunu deniyorum.

Google ile oldukça farklı bir indeksleme yöntemi kullandığı iddia edilen Cuil'in performansı oldukça değişken. Özellikle gözlediğim fark, İngilizce ve Türkçe aramalardaki fark. Cuil, Google gibi bağlantılar, referanslar gibi bir ilişki yoğunluğuna değil, sadece ve sadece içeriğe bakıyor. İçeriğe bakmakla da kalmıyor, siteleri içeriklerine göre kategorilendiriyor. E tabi bunu yaparken anlambilim (İng. semantic) arama yapabileceğiniz dildeki içeriğin de avantajı oluyor.

Örneklemek istersek, BEA Systems'ı Cuil'de aratınca, BEA'ya dair siteler ve kısaltması BEA olan bir ABD kamu kurumu ilk sayfada yer almakla birlikte, kategori önerileri harika geliyor.

  • BEA Systems kategorisinde şirketin ürünlerini,
  • Java Enterprise Platform kategorisinde şirketin JEE Uygulama Sunucusu ile başka şirketlere ait rakip ürünleri, önemli bazı Java EE arayüzlerini ve Apache Tomcat'i görüyoruz.
Bu kategoriler böyle gidiyor. İşin güzel yanı, bu bahsettiklerim doğrudan site bağlantıları değil, başka arama sayfalarına bağlantılar. Yani böylece arka arkada bir sürü arama sayfası açan kişilerin işleri yönlendirilerek hızlanıyor da.

Gel gelelim, Türkçe bir arama yapınca iş karışıyor.

  • Örneğin özgür yazılım diye aratınca GNU'nun sayfalarındaki Türkçe çeviriler sayesinde (İngilizce) GNU sayfaları çıkmakla birlikte, Türkçe sitelerden sadece LKD Linux Şenliği var. İkinci üçüncü sayfalara gidiyoruz ve hala sadece İngilizce içerikleri buluyoruz. Çünkü Cuil, GNU sitesine benzer İngilizce siteler aramakta.
  • Başka bir deneme yapıp yüzüncü yıl diye aratıyorum. Bulunan şey Van 100. Yıl Üniversitesi oluyor. Daha sonra da yabancı haber ajanslarının Rektör Yücel Aşkın'ın tutuklandığı sona da aklandığı olaylara dair haber girdileri var. Türkçe içerik gene yok.
  • Hadi bir şans daha verelim diyorum ve bu sefer iyice kolay bir şey arıyorum. Cumhuriyet Bayramı diye aratınca Milli Eğitim Bakanlığı'nın Belirli Günler ve Haftalar sayfasından tutun, çeşitli bloglara kadar çok sayıda Türkçe site çıkıyor. Ama bu sitelerin çıkmasının nedeni hepsinin içinde defalarca Cumhuriyet, Bayram ve Cuhuriyet Bayramı geçiyor olması olamaz mı? Yani 10 yıl önce Altavista'nın arama motoru becerileri için bile kolay bir arama yapıyorum ne de olsa.

Uzun lafın kısası, anlambilimsel arama, önemli yol kat etmeye başlamış. Ancak ne yazık ki sadece İngilizce için başarılı. Bunun böyle olabileceği, çok uzun zaman önce akademisyenler tarafından öngörülmüş ve verilerin üst-modeller ile zenginleştirilmesi gerektiği tartışılmıştı. Ancak nasıl ki on yıllar önce C kitaplıkları tasarlanırken, ASCII dışı karakter kümelerinin varlığını görmezden gelip Avrupa ve Asya dillerinde girdi/çıktı alacak uygulama yazmak zorlaştırılmış ise bugün de teknoloji yine İngilizce üzerine odaklanarak dünyanın anadili İngilizce olmayan çoğunluğunu, anadili İngilizce olan azınlığına terk ediyor.

Bunun çözümü nedir? İngilizce dışı dillerde, en azından en yaygın konuşulan dillerde (Çince, Hintçe, İspanyolca, Türkçe sanırım ilk sıralarda) anlambilimsel arama, otomatik çevirme gibi teknolojilere yatırım yapılması gerekli. Ancak bu yatırımın geri dönüşü o kadar da kolay sağlanabilir değil. Yani "bakın ben harika bir Türkçe anlambilimsel arama aracı geliştirdim" dediğiniz zaman bunu kime satacaksınız? Google yada Cuil bunu satın almak için o kadar çok para verecek mi? Peki acaba Adalet Bakanlığı gibi bir yerli kurum, evrak arşivlerinde arama yapmak için bu tür teknolojinin geliştirilmesinde ön ayak olur mu? Eninde sonunda birisinin bu teknolojilere para yatırması gerekecek. Aksi takdirde konu sadece akademik merak boyutunda kalacak.

E hadi sen git yatırım yap diyenleri duyar gibiyim. Herkes kendi alanında iyidir diyebiliyorum. Şirket olarak zaten güvenlik, yapay zeka/karar destek, ve etkileşim teknolojileri gibi üçlü bir odak seçmişiz. Buna bir de anlambilimsel arama eklersek darma dağın oluruz değil mi? Ayrıca Portakal Teknoloji'nin yada başka birisinin bu alana girmeye karar vermesi, gereken yatırımın ortaya çıkacağını garanti etmiyor ki. Özel sektör şirketleri de eninde sonunda o teknolojiden para kazanmayı hedeflemek durumunda.

Bakalım zaman ne gösterecek?



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Çalışma Arkadaşı Arayışı - İstanbul 02 August 08, Saturday @ 10:05

Portakal Teknoloji'nin İstanbul'da da artan Linux ve özgür yazılım odaklı faliyetlerinde görev almak için 1 yada 2 çalışma arkadaşımızı ekibe katmayı hedefliyoruz.

Sistem Destek Uzmanı olarak adlandırdığımız teknik iş tanımı aşağıdaki gibi:

  • Linux sunucu ve istemciler, özellikle Pardus ve Debian kurulumlarının rutin bakım ve güncellemesi,
  • Sanallaştırılmış kurulumlar, ince istemciler, VPN ayarları gibi biraz daha ince ayar gerektiren sistemlerin planlanması, kurulumu, test edilmesi,
  • Şirket içinde yürüyen özgür yazılım projelerinin ihtiyaç duyduğu teknik destek konularında yaratıcı ve özgür çözümler üretilmesi, gerektiğinde kod yazılması,
  • Zaman zaman müşterilerimizin yada iş ortaklarımızın tesislerinde çalışılması,
  • Dönem dönem Ankara'da ODTÜ Teknokent'deki merkezimize gelmek başta olmak üzere kısa süreli şehir dışı sehayatlere çıkmak,

Tabii olarak bu işlerle uğraşacak olan arkadaşların nelli nitelikleri olmasını da bekliyoruz. Bu nitelikler kısa şöyle:

  • Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun yada son sıınf öğrencisi,
  • Özgür yazılıma gönül vermiş, ancak günün gerekleri nedeniyle karma çözümlerin de gerekli olabileceğini kabul etmiş, herhangi bir bağnazlık türüne kapılmamış hal ve tutumda,
  • Aktif bir Linux kullanıcısı olmak, tercihen Pardus, Debian ve RedHat türevlerini masa üzerinde kullanan, mümkünse daha önce tipik sunucular, Xen sanallaştırması, LDAP entegrasyonu gibi konularda elini kirletmiş,
  • Linux kabuğunu kullanırken sorun yaşamayan, kabuk kullanarak küçük çözümler üretmeyi (örneğin grep, sed ve awk üçlüsü) seven,
  • Tercihen Python yada Perl ile progrmalama deneyimi olan, özellikle kitaplıkları kullanmaya çalışan,
  • Yaptığı işi belgelemeyi, üçüncü kişilere aktarmayı, hatta kendisine hatırlatmayı seven, ve hatta belgelerin dahi yedeğini alan,
  • Aynı işi ikinci defa yapacağı zaman daha çabuk yapmak isteyecek kadar üşengeç ama aynı zamanda daha iyi yapmak için çaba gösterecek kadar disiplinli,
  • Tercih olarak sigara kullanmayan

İlgilenen arkadaşlarımız başvurularını, özgeçmişleri ile birlikte kariyer@portakalteknoloji.com adresine yapabilirler.

Başvuruları 31 Ağustos'a kadar alıp, değerlendirmeleri de Eylül ayının ilk haftaları içinde yapmayı planlıyoruz. Ama elbette ideal bir aday ile karşılaşırsak, süreci hızlandırabiliriz de.



Tags: Portakal Teknoloji  Çalışma arkadaşı arayışı   ,  Comments: 5 ( Add your comment )
Özgür Yazılım Şirketi Olmak Üzerine -3- 01 August 08, Friday @ 10:23

29 Mayıs ve 31 Temmuz tarihli girdilerime devam niteliğinde bir yada bir kaç girdi daha yazacaktım. Bu sefer çok beklememe gerek kalmadı.

Ülkemizde özgür yazılım geliştiren şirketleri merak eden birisi bu şirketlere ulaşamıyor dediğimiz zaman en azından arama motorlarının etkisiz kaldığında yola çıkıp yaptığım beş esprili saptamanın üçüncüsüne sıra geldi. Ne demişim?

  • Türkiye'de özgür yazılım geliştiren firmalar vardır ancak özgür yazılımların en önemli yaygınlaşma aracı olan İnternet'i kullanmayı bilmediklerinden, Google'da aranınca bulunamazlar.

Şimdi İnternet'i kullanmayı bilmemek ile bilerek kullanmamak arasında farklar var. Onu daha sonra ele alma sözünü (belki bu dizi içinde olmayan bir girdi ile) verip doğrudan doğruya İnternet'i kullanmayı bilmemek üzerinde duracağım.

İnternet'i görünürlük (İng. visibility) artırmak amacı ile kullanmak lamı cimi yok bir pazarlama (İng. marketing) faaliyeti. Özgür yazılım projelerindekilerin en büyük zaafı da herhalde budur çünkü bu işten azıcık dahi olsa anlayan kişiler bu projelerde bulunmaz. Bulundukları zaman da zorluk çekerler çünkü bir şeyi pazarlamak için onun artılarını eksilerini, pazarlamacının anlatacağı şekilde anlatmak gerekir. Örneğin IBM, HP gibi büyük şirketlerin bir ürünü olduğunda ortaya çıkan süreç çok farklıdır. Ancak özgür yazılım projelerinde bu öncelikli bir etkinlik olmaz.

Peki bu bir şirkette farklı mı olur? Projeyi geliştirenlerin bir şirket olması yada projeye bir şirketin sahip çıkması sihirli değnek misali bir fark mı yaratır? Bence hayır. Bir şirketin yürüttüğü bir özgür yazılm projesinin Google'da üst sıralara çıkması söz konusu ise, hiç bir fark yok. O şirketin, o yazılımın pazarlanması için bir strateji belirlemesi ve uygulaması gerekli. Bu pazarlama stratejisi içinde "evet biz şirketiz ama kodları çalmayacağız" ifadesinin de usturupluca yer alması gerekli ama büyük resimde kalmaya çalışacağımdan bu tür detaylara girmiyorum.

Peki İnternet üzerinde görünürlüğü artırmak nasıl oluyor? Yada İnternet için görünürlük nasıl tanımlanmalı?

  • Öncelikle İnternet üzerinde bulunmak için bir nedeniniz var. Bunu tanımlamanız gerekli. Bu genelde bilgi, hizmet yada mal satmak yada değiş tokuş etmekten birisi için oluyor. Bunu tartışmamız gerekli. Eldeki projenin pazarlaması yapılırken amaç ne? Örneğin JBOSS şirket web sitesine girdiğiniz zaman gördüğünüz ilk üç şeyin ikisi başka bir üründen JBOSS'a geçmek için göç teklifi ve Amazon bulutu içinde JBOSS işletimi almak. Buradan JBOSS web sitesinin hizmet satmaya odaklı olduğunu görebiliriz. İki tanıdık hizmet ile bir de hizmet olarak yazılım odağı var. Yani JBOSS projesi çok nitelikli bir ara katman (İng. middleware) ürün ailesi çıkarmış olabilir ancak şirketin odağı hizmet olarak belirlenmiş ve o şekilde pazarlanıyor. Proje web sitesi ise farklı bir duruşta. Site blog ve podcast girdileri, seminerler, kaynaklara kolay ve hızlı erişim ile JBOSS kullanan veya kullanmayı düşünenlere yardımcı olmak üzerine kurgulanmış. Bakın yeni geliştirici elde etmek öyle pek de görünür bir amaç değil. Dolayısı ile JBOSS projesi ve JBOSS şirketi oturup İnternet üzerindeki görünürlüklerini kurgulamadan önce, oturup neden orada olduklarını düşünmüş ve buna odaklanmış. Aynı bakış açısı ile daha farklı bir projeyi örneğin Debian projesini incelerseniz farklı bir şey görürsünüz.
  • Bir kere ne amaçla orada olduğunuzu tespit edince, ardından o amaca nasıl daha iyi ulaşacağınızı net düşünebilirsiniz. Örneğin ulaşmayı istediğiniz kişiler daha çok hangi yollardan ulaşılmak ister? Nelere değer verir? Bu gibi sorular, belki demografik bilgiler ile birlikte ele alınınca önemli bilgiler verir. İnsanların Facebook gibi sitelere yüklendiği bir dönemde eposta listesi kullanılır mı demeyin. Eğer erişmek istediğiniz kitle eposta listesine odaklı olacak bir kitle ise eposta listesi kurguanacak. Yok arkadaşlar anında mesajlaşma yazılımları ile konferans görüşmeye yatkın ise onlara benzer altyapı kurgulanacak. Bu nereden mi çıktı? Örneğin hata girdilerini takip edeceğiniz alt yapı bunlara olanak vermeli.
  • Bir kere doğru erişim araçlarını seçtikten sonra insanları o araçlara çekmek gerekli. Açıkçası, bunun en geçerli yolu da içerik (İng. content) sağlamak. İçeriği olmayan bir yer daima kaybeder. Bu içeriğin de hedef kitlenize göre değişmesi gerekli. Eğer geliştiricileri çekecekseniz, onlara dönük içeriğiniz olacak. Eldeki yazılımı, onun kullandığı araçları, yardımcı yazılımları anlatan girdileriniz olacak. Eğer kullanıcılara yardımcı olacaksanız, o zaman içinde nasıl yaparım belgeleri, belki videoları olan, insanlara kullandıkları yazılım ile gurur duymalarını sağlayan, bunu sergilemeleri için resimler, logolar gibi şeyler içeren içeriğiniz olacak. Eğer hepsini istiyorsanız hepsi olacak ama farklı farklı yerlerde olacak. Hepsi karışmayacak. Bunları da koordineli yürüteceksiniz.
  • Tıpkı yazılım projesinde olduğu gibi, içerikte de dışarıdan katkılara açık olmanız gerekli. Bu katkıları nasıl yürüteceğinizi, katılımcıları nasıl destekleyeceğinizi ve cesaretlendireceğinizi, ama aynı zamanda projenin kendi yönünü de nasıl koruyacağınızı bilmeniz gerekli. Çünkü katkıcı (İng. contributor) diyebileceğimiz bu insanların kendi değerleri, kendi düşünceleri ve iş yapış sistematikleri olacaktır. Bunların projedeki genel geçer ile uyumlandırılması sizin sorumluluğunuz.
  • Hepsi tamam ve canlı bir içerik oluşturulmuş ise, o zaman arama motorlarına bir bakmak gerekir. Ancak ondan sonra arama motoruna dönük en iyileme (İng. search engine optimization- SEO) düşünebilirsiniz. Çünkü eğer canlı ve dolu bir içerik yokken arama motorunda yukarı çıkarsanız kısa sürede bir çok kişi proje web sitesine yada benzeri kaynaklara erişir ve beğenmeyip çeker giderler. Bu kadar basit. Bir alternatifinizin bir tık kadar uzak olduğu bir dünyada, gelen kişiyi o anda hemen tatmin edecek bir yapınız olması gerekli.
  • Bu arada, meraklısına not: Hem JBOSS hem de Debian proje sitelerinin Google PageRank skorunu hesaplatırsanız 8 çıkıyor.

İşte bunları yaparsanız, o zaman ciddi anlamda canlı ve kendisini besleyen bir topluma ulaşmış oluyorsunuz. O zaman da İnternet'de görünür olmak için sizin özel bir çabanız lmasına gerek olmuyor. Zaten toplumunuz bunu sizin için yapıyor. Yani iş sadece nitelikli bir yazılım yazmaktan ibaret değil.

Anladığım kadarı ile ülkemizdeki özgür yazılım üreten şirketler bu tür bir çalışmaya şu yada bu nedenle kaynak ayırmıyor, ayıramıyor. Belki de bu tür bir çalışmanın öneminin farkında değiller. Yada bazı bahaneler uydurup onun arkasına sığınıyorlar.

Ama böylesi çalışmaların olduğu kaç proje var dediğiniz zaman parmakla gösterebildiğimiz sadece Pardus var. Biz Portakal Teknoloji olarak 2008 yılıyla birlikte birden fazla özgür yazılım projesini genel erişime açıyor olacağız. Bakalım bizim kendi projelerimiz bu ölçüde ne kadar başarılı olacak?

Bu yazıda bir soru işaretini yanıtlamaya çalışırken, başka soru işaretlerini ortaya çıkartmış olabilirim. Onları da zaman zaman başka yazılarda yanıtlamaya çalışacağım. Bakalım ne zaman olacak?



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Özgür yazılım camiası artık evli barklı 31 July 08, Thursday @ 15:15

Türkiye'deki özgür yazılım camiamızın yaş ortalaması herhalde 20 civarındadır. Bu durum böyle olunca haliyle herkesin bekar olduğunu varsaymak gerekiyordu. Ancak son bir kaç yıl içinde bir çok arkadaşımız dünya evine girerek daha farklı bir yaşama adım atmaya başladı.

Herhalde Mürsel Özgür Karabıyık ile başladı furya, arkasından tarih sırasını tutturamasam da Devrim Gündüz, Seçkin Gürler, Oğuz Yılmaz, Afşin Taşkıran, Huzeyfe Önal, Serkan Kenar.. derken camiamızda evlenen insan sayısı arttı.

Bu hafta sonu ise hem özgür yazılım camiamızın hem de Portakal Teknoloji'dekilerin çok sevdiği iki insan. Erdem Bayer ile Cem Vedat Işık dünya evine girecek. Tanımayanlar için kim kimdir dersek:

  • Erdem 2 yıla yakın bir süredir bizim sistem yöneticilerimizden ve OpenTC projesinde de kiwi konfigürasyonları derdini üzerimizden alan insan. Evlilik sonrası zamanını Ankara - İstanbul hattında mekik dokuyarak geçireceği ve giderek daha çok İstanbul'a yerleşeceği bir döneme giriyor. Dolayısı ile yakında İstanbul ofisimizin demirbaşı olacak.
  • Cem Vedat ise 2003-2005 arasında, bizim ilk yıllarımızda Linux eğitimlerimizi ve özgür yazılım odaklı bir çok faaliyetimizi üstlenen, öğrenme hedefi temelli ders notu çalışmalarımızda benimle çok geceler sabahlayan insan. Şimdilerde İstanbul'da, belki farklı bir yerde ama yine özgür yazılım için çalışıyor.

Arkadaşlarımıza ve eşlerine sonsuz mutluluklar diliyoruz. Yuvaları huzur dolsun.



Tags: Portakal Teknoloji   ,  Comments: 2 ( Add your comment )
Özgür Yazılım Şirketi Olmak Üzerine -2- 31 July 08, Thursday @ 11:45

29 Mayıs tarihli blog girdimde Google'da çeşitli aramalar yaparak ülkemizde kimin özgür yazılım ürettiğini arayan birisinin hüsrana uğradığını aktarmış ve bunu esprili bir dil ile ifade etmeye çalışmıştım.

Yukarıdaki bağlantıyı takip edip okumaya üşenenler için - ki üşenmek insanın en güzel özelliklerindendir - yaptığım esprili saptamaları yeniden yazıp, daha sonra bu saptamalar üzerinden yorumlar yapmaya devam edeceğim.

  1. 71 milyon kişilik nüfusu olan Türkiye'de hiç yazılım geliştirilmediği için özgür yazılım da yoktur herhalde.
  2. Türkiye'de yazılım geliştirilmektedir ama hiç bir firma özgür yazılım geliştirmemektedir.
  3. Türkiye'de özgür yazılım geliştiren firmalar vardır ancak özgür yazılımların en önemli yaygınlaşma aracı olan İnternet'i kullanmayı bilmediklerinden, Google'da aranınca bulunamazlar.
  4. Türkiye'de özgür yazılım geliştiren ve bunu İnternet üzerinden duyuranlar o kadar evrensel bakış sahibidir ki, bunu Türkçe değil de İngilizce yada daha evrensel olması açısından Esperanto dilinde duyururlar. Hatta mümkünse notalar, periyodik tablo gibi sembolleri harf olarak kullandıkları diller icad ederler.
  5. Türkiye'de özgür yazılım geliştiren şirketler vardır ama kendilerini ifade etme becerileri yoktur.

Şimdi bu iddialardan başlayarak biraz ciddi yorumlara gidelim. Önce birinci ve kısmen ikinci iddiaları birlikte ele alacağım. Demişim ki koca ülkemizde yazılım geliştirilmiyor ki özgür yazılım geliştirilsin. Bu iddianın neresi ne kadar gerçekçi bunu tartışıp, bazı tanımlar yaparsak, belki bir tartışma zemini yakalarız. Öncelikle, yazılım üretmek ile neyi kast edip kast etmediğimizi düşünelim. Yazılım kullanarak kurgulanan her türlü hizmeti veya ürünü yazılım üretmek olarak saymalı mıyız? Yoksa sadece özgün bir işi mi üretim saymalıyız? Bu çok kilit bir soru. Bu soruyu nasıl yanıtlayacağınıza göre örneğin bir eposta sunucusu kurup, sonra bunu bir şirket içi portala bağlamak (ister Exchange artı Sharepoint olsun, ister Postfix-LDAP artı Joomla olsun) ve bu portal için özgün CSS'ler tasarlamak yazılım geliştirme sayılabilir de sayılmayabilir de.

  • Aslında bu aynı zamanda tehlikeli bir soru da. Çünkü parmakla gösteremesem de yukarıda tariflediğim türden bir işi yapıp, isteğe özel portal geliştirme adı altında fatura kesen ve bu arada vergi muafiyet haklarından yararlanan bir sürü teknokent şirketi de vardır. Üstelik bir de sahipli yazılımlar söz konusu olduğunda, var olan yazılımın ticareti yani al-satı olan ve vergi muaf olmaması gereken bir ticari faaliyet, var olan yazılımı üretim girdisi olarak sayarak bir üretim ve ar-ge faaliyeti sayılmış ve vergiden muaf tutulmuş olur.
  • Dolayısı ile özgün olmayan işlerin hesaba girip girmemesi konusu önemli bir konu. Ama bunu herkesin kendi takdirine bırakıyorum.

Buradan devam edersek (ve biraz da ikinci iddiaya kayarak), diyebiliriz ki - bazı özgün işler var ki, artık özgür yazılım yapsanız da yapmasanız da çok anlamlı olmuyor. Falanca firmanın yada kamu kurumunun sadece kendisine has iş akışına dönük bir yazılım yazarsanız ve bu yazılımı GPL yaparsanız, üçüncü kişiler ne fayda sağlar? Ancak o yazılımı yazarken, mümkün olduğunca değiştirilebilir, geliştirilebilir, özelleştirilebilir bir alt yapı kurarak yazmışsanız ve bu alt yapıyı da belgelemişseniz bir anlamı olur. Zaten başarılı özgür yazılm projelerinin en önemli özelliklerinden birisi de bu belgeleme konusu değil mi?

Ülkemizdeki özgün işlerin çoğunun herhangi bir standart gözetmeksizin, üçüncü kişilere yapılan özel yazılım işleri olduğunu var sayarsak, belki de özgür yazılım olsa dahi yaratacağı katma değer düşün olduğundan dolayı özgürleşemeyen sahipli yazılımlar olduğunu düşünebiliriz.

Peki özgürleşme potansiyeli yüksek olan ancak sahipli kalınan yazılımlar yok mu? Geçenlerde LKD için Popüler Bilim Dergisi'ne yazdığım bir yazı vardı. O yazıda sahipli yazılım üreten şirketlerin, mülkiyet kaygısını bir çeşit paranoya ile besleyerek, rakiplerini ve sonra da müşterilerini öcü olarak gördüklerini bu nedenle silahlanma yarışı misali, bir fikri mülkiyet tesis etme yarışına girdiklerini ifade etmiştim. Dr. Strangelove'ı izleyenler herhalde bunu çok daha güzel yorumlayabilirler. İşte belki de aslında ağırlıkla ABD'de gerçekleşen bir yarışın ülkemizdeki çarpık etkisi de olabilir. Aslında özgür yazılım olmaya çok uygun bir sürü yazılım nişinde hala onlarca sahipli yazılım ürünü var. Belki bu firmalar büyüyebilmenin, güçlenmenin sırrının ABD'deki firmalarda olduğu gibi bir fikri mülkiyet yarışında olduğunu sanıyorlardır. Ancak ne Türkiye'deki pazar ABD'nin aynısı ne de bizdeki firmaların özellikleri ABD'dei firmalar ile benzer.

O halde ülkemiz için özellikle saptanabilecek bir problem, özgür yazılım olmaya aday yazılım nişlerindeki firmaların bilinçlendirilip yazılımlarını özgür yazılımlar olarak geliştirecek olurlarsa elde edebileceklerinin onlara kanıtlanmasıdır. Eclipse ve Apache gibi uluslar arası örnekler, yazılım dışı sektörlerde ortak girişimlerin başarıları gibi somut örneklerin bu şirketlere anlatılması gerekli. Belki de bu konuda akademik çalışmalar da olmalı. İnsan bilimlerinde çalışanlar asla konu sıkıntısı çekmez doğru, ama biraz da bu konularda çalışsalar ne olur ki?

Bir oturuşta iki tane esprili iddia üzerinden biraz ciddi laflar sarf ettim. Şimdi ara verip diğer iddialara sonra bakmak gerek.



Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Kurum kültürü ve İnsan Kaynakları 29 July 08, Tuesday @ 19:01

İnsan kaynakları konusunu personel ve özlük işlerinden daha geniş anlayan herkes için kurum kültürünün korunması ve geliştirilmesi de herhalde insan kaynaklarının bir parçasıdır. Ancak bunu dobra dobra ifade etmek ayrı bir şey.

Biz bunu yapıyorduk, bugün yapan başka birisini daha gördüm. Arkas Holding, kendi insan kaynakları politikasını ilan ederken bu konuyu da ifade etmiş. Haliyle takdir ettim.



Tags: Genel  Portakal Teknoloji   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Bilgisayarlaşma, Internet kullanımı, E-iş ve Özgür Yazılım 29 July 08, Tuesday @ 18:42

Özgür yazılımı tartıştığımız bir çok zaman, yazılım kullanıcılarının bilinçsiz oluşundan yakınan ve yazılım kullanıcısının belli bir çıtayı aşmadan özgür yazılımın sunduğu değeri anlayamayacağını söyleyen arkadaşlarımız oluyor. Çok haksız değiller, belli bir probleme işaret ediyorlar ama ne o problemi açıklamaya ne de çözmeye çabalıyorlar. Bu tıpkı aşırı hızın trafik kazalarında önemli bir yeri olduğunu söyleyip, ardından ne aşırı hız yapılmasının sebeplerini, ne de aşırı hız yapılmasını nasıl engelleyeceğimizi tartışmamaya benziyor.

Problemi biraz açarsak, özgür yazılımın değerini anlayabilen kişilerin genellikle yaşamlarında yazılımları çok aktif kullanan kişiler olduklarını görüyoruz. Bu illa ki bilişim sektöründeki insanlar demek değil. Aktif olarak özgür yazılım taraftarı olduğunu beyan eden kişiler arasında avukatlar, doktorlar gibi mesleklerden insanları yada her alandan bilim adamlarını, bazen de sanatçıları görüyoruz. Bu kişilerin ortak yönü kendi mesleklerini icra ederken yani yaşamlarını kazanırken, yazılımları çok yoğun biçimde kullanmaları. Avukatlar, doktorlar ve bilim adamları için bilgiye erişim çok önemli olduğu için ister istemez bilgisayar ve yazılım kullanımı had safhada. Sanatçılar da popüler kültür içinde dikkat çekmek için giderek artan oranda bilişim teknolojilerine odaklı olmak zorundalar. Ne de olsa artık televizyondaki izlenme oranı değil, YouTube'deki tıklanma sayısı daha önemli olmaya başladı. Dolayısı ile bu kişilerin şu yada bu nedenle e-iş yapmak zorunda kaldığını iddia edebiliriz.

Bakın e-iş özgür yazılımın öncülüdür demiyorum. Sadece e-iş yapan insanlar için özgür yazılımın değerini anlamak daha kolaydır diyorum. O değeri anladıktan sonra özgür yazılım kullanıp kullanmamak yada bir şekilde destekleyip desteklememek tamamen o kişilerin kendi iradelerine kalmıştır.

Bireysel olguların kollektif bileşkesi de bir ölçüde o bireysel olguları andırır diye bir varsayım yapıp sosyal bilimcilerin eleştirisine maruz kalma pahasına, kurumsal e-iş kullanımının da kurumsal özgür yazılım kullanımına etkisi olacağını varsayabiliriz. Dünyada özgür yazılım almış başını yürümüşken, Harvard İşletme Okulu kalkıp "açık innovasyon", "açık iş modeli", "özgür yazılım" kavramları çevresinde dersler verir, kitaplar yayınlarken, ülkemizde sürekli olarak bir emekleme dönemi sürüncemesi yaşanmasında acaba ülkemizde e-iş'in de bir emekleme dönemi sürüncemesi yaşamasının etkisi hiç mi yoktur?

Yukarıdaki soruma iki temel dayanak sağlayabilirsem, etki vardır diyebileceğim. Birincisi, ülkemizde e-iş konusunda bir arpa boyu yol gidilmeği var sayımını kanıtlamam gerekecek, ikincisi ise e-iş yaygınlaşması ile özgür yazılım yaygınlaşması arasında bağlantı kurmaya çalışacağım.

  • İlki için bakın çok güzel bir kaynak dahi buldum. Çok okunan, ve özellikle patron camiası yada patron olmas sevdalısı gençlerin camiasının daha çok okuduğu düşünülen Capital dergimiz, 2002 yılında Koç Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Esra Gençtürk'ün bir araştırması ile ilgilenip onunla bir söyleşi yapmış. Dr. Gençtürk, 2002 yılı itibarı ile ülkemizdeki 500 büyük işletmenin e-işe olan bakışını çok boyutlu bir araştırma ile saptamaya çalışmış. 2002 yılı yani tam 6 yıl önce, henüz Google, Facebook, YouTube yokken, üç boyutlu arayüzler gelişmemişken, web servisleri bu kadar popüler değilken, Amazon API'leri yokken, ebXML olsun mu olmasın mı tartışılırken, Rosetta.Net konuşulurken diye anlatabileceğimiz bir dönem. Bu dönem bugünkünden belki 10-20 kat daha ilkel ve durağan bir e-iş altyapısının olduğu bir dönem. Dr. Gençtürk'ün araştırma sonuçlarına baktığınıza zaman, ülkemiz için bugüne göre hiç bir fark göremiyorsunuz. Tamam, örneğin o tarihte hiç yapılmıyor denen elektronik satın alma konusunda Devlet Malzeme Ofisi'nin e-DMO'sundan Sabancı ve Koç gruplarının kendi holding içi portalllarına gelişmeler olmuş ama genele yayılmış bir uygulama yok. Ekonominin bel kemiği olan KOBİ'lere baktığınızda eposta kullanmak yada onun muadili olarak anında mesajlaşma uygulaması kullanmak dışında bir hareket yok. Dolayısı ile ülkemiz e-iş uygulama yaygınlığı, en azından yüzeysel olarak bakınca, gelişmemiş.
  • İkinci iddiamı kanıtlamak için aslında ekonometrik analize girmek gerek. Ama ne elimde verim var ne de bu analizi yapacak zamanım (aslında şu anda hasta yatar durumdayım, zamanım da çok ama olmadığını var sayın). Ancak akl-ı selim diyeceğimiz bir yöntem ile işe koyulacağım. Takdir edersiniz ki e-iş aslında gözüktüğü kadar bedava bir iş değil. Örneğin bedavaya haberleşirsiniz denen eposta işini şirketiniz için yapmaya kalkarsanız Yahoo! yada Gmail adresi ile iş göremezsiniz. Kendi şirket alan adınızı almanız ve bu adreste bir eposta alt yapısı kurmanız gerekecek. El değmişken web siteniz, duyurularınız gibi şeyler de devreye girecek. Bir bakmışsınız ki, çok büyük olmayan ama muhasebede kendisine kalem de açtıran bazı harcama kalemleriniz olmaya başlamış. Bir şeye masraf yapıyorsanız, o şeye dikkat etmeye en azından değer biçmeye başlarsınız. E-işe değer biçmeye başlayınca bu sefer e-işi ne kadar kullandığını önem kazanır. Eğer bir ihale teklifini elektronik ortamda veriyorsanız o zaman elektronik ortamdaki 1 saatlik aksaklık size o ihale teklifini vermenize engel bir risktir. Bu riskin yönetilmesi gerekir. Yok eğer ihale teklifini yazıcıdan çıkış alıp elden götürüyorsanız ortadaki risk daha farklıdır. Gider komşunun yazıcısından çıktı alırsınız olur biter. Dolayısı ile, e-işi ne kadar çok kullanırsanız, e-işe verdiğiniz değer ve o işe yapacağınız yatırım da artar. Ancak bu sonsuza kadar artamaz çünkü kaynaklarınız sınırlıdır. Ayrıca e-iş altyapınız için kullandığınız dış tedarikçiler sizin kendi işinizde aksamalara neden olmaya başlarsa o tedarikçileri de sorgularsınız. Bu tür bir bakış açısının hem toplam sahip olma maliyeti, hem tedarikçiden bağımsızlık anlamında avantajları olan özgür yazılıma dönük bir hareket yaratacağını iddia etsem, umarım kimse alınmaz.
  • Demek ki e-işi çok yapan, özgür yazılıma daha yatkın olabilirmiş. Peki kim e-işe daha yatkındır? Herhalde anamızın karnından e-iş yapar halde doğmuyoruz. Yada yeni kurulan şirketlerin ilk yaptığı iş e-iş altyapısına yatırım yapmak olmuyordur.

    E-işin yaygın olması ve e-iş yapanların bunu çok yapması için, benim kişisel düşünceme göre, toplumdaki bilgisayarlaşma oranı ve Internet'in yoğun kullanılması önemli faktörler. Ancak burada nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu göz ardı edemeyiz.

    Eğer ülkemizdeki bilgisayar sayısını sayıp da o bilgisayarlar ile ne yapıldığını saymazsak, o zaman ne e-işe yatkınlığı ne de özgür yazılıma yatkınlığı ölçemeyiz.

    Bu durumda arzın talebi yönlendirmesi, daha nitelikli hale getirmesi ve artırması gerekli ki bu iş çözüme ulaşsın. Fiziki ürünlerde sonsuza kadar gitmesi imkansız olan bu tüketim artırma sarmalı, yazılım sektörü için daha kolay hele ki özgür yazılım için ise daha da kolay. Çünkü bilgi, paylaştığınızda kaybolmayan ve artan tek şey.

    O zaman özgür yazılımın yaygınlaşmasını istiyorsak, insanlara özgür yazılımlar ile neler yapabileceklerini gösterip onların yazılım ve bilişim dünyasından beklentilerini bu yolla artırmak zorundayız.

    Peki madem e-işten girdik, özgür bir e-iş yazılımı iş yapar mı, üreticisini tok tutar mı sorusunu da sormak ve yanıtlamak gerek. Ama onu, bir süre deneyimledikten sonra yazmak üzere başka bir yazıya saklayalım.



    Tags: Özgür Yazılım  Portakal Teknoloji  PYIK   ,  Comments: 2 ( Add your comment )
Girit'de HL7 Konferansı 21 July 08, Monday @ 11:34

Yunanistan'daki HL7 organizasyonu bir konferans düzenliyormuş. Gitsek mi dedim. Tabii sonra Schengen almak kaç gün sürer sorusu akla geldi, keyfim kaçtı.

En azından Ekim ayında ki başvursak etsek Schengen çıkar. Gidecek olursam Girit fotoğraflarını da bloga koyacağımdan emin olabilirsiniz.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Komut satırında SVN ve çevre değişkenleri 17 July 08, Thursday @ 14:06

Subversion'ı sürekli çeşitli Eclipse eklentileri ile kullana kullana, komut satırındaki olanaklarından uzak kalıyoruz. Bu arada SVN'i komut satırından çalıştırdığımız zaman haliyle bir çok uygulama gibi çevre değişkenlerine olan bağımlılıklarını da unutuyoruz.

Eğer "Could not use external editor to fetch log message" türü bir hata alıyorsanız, bu SVN'in çeşitli mesajları için bir düzenleyici uygulama kullanma ihtiyacından kaynaklanıyor. Bu durumda çevre değişkeni eksikliği yüzünden svn komutu mesajları hangi editör ile göstereceğini bilememiş demek. Siz de --editor-cmd seçeneği ile sorunu hallediyorsunuz:

$ svn commit --editor-cmd vi

SVN kullanımı sırasında çevre değişkenleri ve diğer parametreleri görmek için, elbette bakacağımız man sayfası dışında burası da oldukça güzel bir kaynak.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Mobbing davasına Yargıtay'dan onama 17 July 08, Thursday @ 11:39

Daha önce karşılaşmayanlar için mobbing, bir kişiye sistematik şiddet ve baskı uygulanarak kişinin sindirilmesi ve yaşadığı ortamdan kopartmak anlamına geliyor. İş yaşamında mobbing ise kişiyi yaşamından bezdirerek, işten kendi rızası ile ayrılmaya zorlamak diye özetlenebilir.

Türkiye'de iş yaşamında mobbing konusu belki de ilk defa bir kaç yıl önce bir dava ile gündeme geldi. Davayı kazanan çalışana karşı işvereni temyize gitti ve kısa süre önce Yargıtay mahkemenin kararını onayladı. Böylelikle artık mobbing konusu ülkemizde diğer davalarda örnek oluşturabilecek bir emsal karar sahip oldu.

Ülkemiz iş yaşamı bir çok açıdan güzelliklere sahip olsa da ne yazık ki bir çok açıdan çirkin şeylere de sahip. Mobbing bunlardan birisi. Bu konudaki iyileşmeler, insanların ortak düşüncesi, kararı, elbirliği ile olmayacak da mahkemeler eliyle olacaksa, bırakalım öyle olsun.

Sonu iyi biten herşey iyi midir tartışılır elbet, ama en azından söz konusu dava süreci iyi bitti, çalışanların hakları korundu.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Dibert ve RSS 14 July 08, Monday @ 12:26

Hepimizin severek takip ettiği Dilbert, bir süredir RSS de veriyormuş. Böylece abone olup Thunderbird yada başka bir şey ile bilgisayarınıza çekmesi de kolaylaşıyor. Meraklısına duyurulur.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Çalışma arkadaşı arayışı 12 July 08, Saturday @ 02:29

Portakal Teknoloji olarak artan sayıdaki uygulama geliştirme projelerimizde görev alacak iki yeni çalışma arkadaşı arayışındayız.

Web Uygulama Geliştirici (Web Application Developer) olarak adlandırdığımız teknik iş tanımı aşağıdaki gibi:

  • Web uygulamalarının mimari tasarımından başlayarak teslimatına kadar tüm yaşam çevriminde görev alacak,
  • İşlevsel testler, birim testleri gibi standart testleri ve ayrıca web uygulama güvenliği testlerini gerçekleştirecek,
  • Uygulama özelliklerini, veri tabanı tasarımını, yedekleme ve yedekten geri alma prosedürlerini ve benzeri konuları titiz biçimde belgeleyecek,

Bu kadar işi üstlenecek olan arkadaşımızda hem işlevsel hem kişisel bazı özellikler olmasını bekliyoruz. Bunlar şunlar:

  • Üniversitelerin teknik bölümlerinden birisinden mezun yada son sınıf öğrencisi olmak.
  • Java tabanlı Struts, JSF, Tapestry gibi bir çatı yada Python/Django çatısı ile aktif deneyim sahibi olmak,
  • Nesne iişkisel eşleme (ORM) kavramlarını iyi kavramış ve aktif kullanmış olmak,
  • Şablonlama, CSS, JS, AJAX gibi destekleyici teknolojiler konusunda bilgi sahibi olmak,
  • Linux üzerindeki geliştirme araçları ve sunuculara (Apache, Tomcat, JBOSS, PostgreSQL gibi) dönük deneyim sahibi olmak,
  • Tercihen XML-RPC, SOAP, WSDL gibi web servislerine dönük teknolojilerde deneyim sahibi olmak,
  • Yarı teknik gereksinimleri hızlıca teknik gereksinimlere dönüştürebilmek, hızlı değişen gereksinimlere ayak uydurabilmek,
  • Sistemli çalışmak, küçük problemleri dahi çözmeden işi bitmiş saymamak,
  • Okumaya, araştırmaya, küçük deneyler yaparak fikirleri sınamaya hazır olmak,
  • Yazılı ve sözlü iletişimde başarılı olmak,
  • Özgür yazılım felsefesini anlamış ve benimsemiş olmak,
  • Tercih olarak sigara kullanmamak

İlgilenen arkadaşlarımız başvurularını, özgeçmişleri ile birlikte kariyer@portakalteknoloji.com adresine yapabilirler.

Başvuruları 31 Temmuz'a kadar alıp, değerlendirmeleri de Ağustos ayı sonuna kadar yapmayı planlıyoruz. Ama elbette ideal bir aday ile karşılaşırsak, süreci hızlandırabiliriz de.



Tags: Portakal Teknoloji  Çalışma arkadaşı arayışı 
Çalışma arkadaşı arayışı 07 July 08, Monday @ 10:42

Portakal Teknoloji'de sürekli olarak büyüyen teknik kadromuzu destekleyecek idari kadromuza katılacak yarı teknik bir iş tanımına uygun bir çalışma arkadaşı daha arıyoruz.

Teklif ve Sözleşme Yöneticisi (Proposal and Contracts Manager) olarak adlandırdığımız idari iş tanımına uyacak bir çalışma arkadaşı arıyoruz. Görev tanımı aşağıda:

  • Müşterilere yada ar-ge proje çağrılarına dönük proje planlama ve teklif hazırlama aşamalarında idari mali görevler üstlenmek,
  • Satış öncesi ve uygulama sırasında müşteri ilişkilerinde teknik ekiplere destek olmak,
  • Süren ve devam eden Ar-Ge projeleri ve ürün stratejisi konusunda potansiyel müşteriler ve proje ortakları ile ortak planlama çalışmalarına katılmak,
  • Dönem dönem kısa süreli şehir dışı ve yurt dışı seyahatlere çıkmak

Tabii bu soğuk iş tanımını gerçekleştirecek kişinin bir robot değil de gerçek bir kişi olmasını beklediğimizden, gerçek bir kişide olacak bazı özellikleri de arıyoruz. Onlar da şunlar:

  • Tercihen üniversitelerin idari bilimler bölümlerinden mezun olmuş olmak,
  • Tercihen AB Çerçeve Programları, EUREKA yada TEYDEB, KAMAG, SAVTAG projeleri gibi yerli programlar konusunda deneyim edinmiş,
  • Kümeleme, rekabet stratejisi, marka gib kavramlara, temel iş ve ticaret hukukuna dönük bilgisi olan,
  • Sistemli çalışan, işi takip eden bir çalışma anlayışına sahip,
  • Belli amaca dönük araştırmayı hızlı biçimde yapabilen, akademik ve akademik olmayan tarama süreçlerine hakim,
  • Yazılı ve sözlü iletişimde başarılı,
  • Yeterli yabancı dil bilgisi bulunan,
  • Özgür yazılım konusundaki ısrarımıza adapte olmakla kalmayıp sahip çıkan,
  • Tercih olarak sigara kullanmayan

İlgilenen arkadaşlarımız başvurularını, özgeçmişleri ile birlikte kariyer@portakalteknoloji.com adresine yapabilirler.

Başvuruları 31 Temmuz'a kadar alıp, değerlendirmeleri de Ağustos ayı sonuna kadar yapmayı planlıyoruz. Ama elbette ideal bir aday ile karşılaşırsak, süreci hızlandırabiliriz de.



Tags: Portakal Teknoloji  Çalışma arkadaşı arayışı   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
Güvenilir sanallaştırma nedir? 06 July 08, Sunday @ 20:43

Bu günlük girdisinde ilk olarak güvenilir bilişim diyeyim ki konuya girmeden önce hop oturup hop kalkmak isteyen arkadaşlarımız rahatlasın. Sonra da esas konuya girelim.

Sanallaştırma dediğimiz şey bugünlerde giderek popülerleşiyor. Konuyu yeni mimariler kurmak ve yeni uygulamalar tasarlamaktan çok sadece tek fiziki sunucuya çok sayıda işletim sistemi doldurmak olarak görüp satacak yeni bir ürün olarak gören çok sayıda şirket var. Konuyu daha az elektrik faturaası ve dolaylı olarak daha temiz bir çevre olarak görüp pazarlayanlar da var. Bu şekilde basit bir uygulama da elbette yararlı. Ancak ben burada biraz daha ileri bir yaklaşımdan bahsetmek istiyorum.

Malumunuz tipik sanallaştırma uygulamasında elinizdeki hazır bir işletim sistemi imajını alıp hızlıca ayağa kaldırma lüksümüz var. Dolayısı ile bana yeni bir eposta sunucusu kur dediğiniz zaman, önceden hazırlanmış bir eposta sunucusu işletim sistemi imajını kullanarak çok kısa sürede, örneğin yarım saat içinde sistemin elle yapılan ayarları dahil işinizi bitirebilirsiniz. Her sanal makinedeki işletim sistemini ayrı bir fiziki bilgisayar olarak düşünerek tipik ağ güvenliğini kurgulasanız dahi, sanallaştırmanın olduğu yerdeki güvenliğin kendisi çok önemli. Sanallaştırma aracının kendisine dönük saldırılara karşı uyanık olmak gerekli

Güvenilir sanallaştırma (İng. Trusted virtualization) dediğimiz kavram, güvenilir bilişim kullanarak bu noktadaki problemleri büyük ölçüde çözüyor. Örneğin Xen ile sanallaştırma yapacaksanız sistemi aşağıdaki gibi kurguluyorsunuz.

  1. Xen sanal makinelerinin yüklenmesi için Xen'in kontrol komutlarını çalıştırmanız için dom0 olarak adlandırdığımız bir denetim işletim sistemi yükleyeceğiz. Bu tipik olarak minimal hale getirilmiş bir Linux örneğin bir Debian türevi yada X Window'u olmadan yapılandırılmış bir Pardus olabilir.
  2. Bu işletim sisteminin yüklenmesi sırasında bu işletim sisteminin beklediğimiz konfigürasyonda yüklenmesi bizim için kritik. Bunu yapmak aslında basit. Sisteme elektrik verilip ilk açıldığı sırada işletim sisteminin kriptografik özetini alıp (bu ciddi bir süre alıyor) bunu kayıtlı bir yerdeki ile eski değer ile karşılaştırmak gerekli. Bu işi de ön yükleyici tarafından yapılması gerekli. Bildiğimiz GRUB'ın özel bir sürümü bu işi yapabiliyor.
  3. Bundan sonra Xen üzerinde yükleyeceğimiz tüm işletim sistemi imajlarının da bu tür kontrolden geçip yüklenmesini sağlamak gerekiyor. Bu bir kere kurgulanan bir sistemde kolay. Ama eğer işletim sistemlerinizde ve sunucularınızda ayar değişiklikleri yapıyorsanız, her bir değişikliğin belli biçimde kurgulanması gerekli. Bu da şu demek, en ufak bir değişikliğin sisteme kaydı için dakikalarca süren kriptografik işlem yapıyorsunuz.
  4. Bunu kolaylaştırmak için, yüklediğiniz bu işletim sistemlerinin çıplak biçimde yüklenmesi ve sonra da ayarlarını o anda, güvenilir bir ayar sunucusundan çekmeleri gerekiyor. Bu da bu tür bir ayar sunucusunun nasıl kurgulanacağı sorununu ortaya koyuyor. Çünkü bu sunucu sadece yüklendiği sırada değil, sürekli olarak düzgün çalıştığını kanıtlamak durumunda. Bu da yukarıda açıkladığımız yöntem ile mümkün değil.
  5. Güvenilir bilişim kullanarak iki taraf (bizim için işletim sistemleri üzerindeki yazılımlar) biri birlerinin en son ölçülüp bçildikleri zamanki hallerini raporlayabilir. Bunu da kullandıkları TPM tabanlı bir protokol ile yaparlar ki bu iletişim de düzgün olsun. O halde bu durumda problemin gittiği yer, az sayıdaki işletim sisteminin ölçümünü yapmaya indirgeniyor.

Tabii bu işin çok temel bir anlatımı. Ancak önümüzdeki günlerde sanallaştırılmış veri merkezleri, sanallaştırma ile sağlanan istemci oturumları gibi tüm uygulamalar bu yaklaşımın üzerine yapılanmış araçlar kullanıyor olacak. Bugün Xen ile gördüğünüz uygulamaları haliyle XenSource'u satın alan Citrix ürünlerinde ve herhalde VmWare veya Microsoft'un sanallaştırma ürünlerinde de göreceğiz.

Peki bugün sanallaştırma düşünerek satın aldığınız, çok işlemcili, çok bellekli, kısacası kocaman sunucularda TPM donanımı yoksa ne yapacaksınız? Herhade bir bardak soğuk su sipariş edeceksiniz. Zaten sunucularına reklamını pek yapmasalar da TPM donanımı koyan büyük markaların kol yenlerinde sakladıkları okey taşı da bu. Bence kurumsal pazara satış hedefleyen yerli PC ve sunucu üreticilerinin bu konuyu da dikkate almaları gerekiyor.



Tags: Güvenilir Bilişim  Sanallaştırma   ,  Comments: 1 ( Add your comment )
Terry Pratchett'dan yazarlık üzerine 06 July 08, Sunday @ 18:57

Disk Dünyası serisi, Good Omens gibi kitapları ile gönüllere taht kuran Terry Pratchett'a yazarlık konusunda soru sorunca bakın ne demiş:

"Oraya buraya gidiyorum; konuşma yapıyorum; millet içki ısmarlıyor; sonra sarhoş oluyorum; otelin nerede olduğunu unutuyorum; yolumu kaybediyorum; en sonunda oradaki su birikintisine [nehir, göl, vs herhalde] düşüyorum."

Ne diyelim, kitapları ile güldürüyor, röportajları da komikmiş.



Tags: Genel   ,  Comments: 0 ( Add your comment )
182 result(s) in 10 page(s)
Previous Page  - 1 / 10Next Page